"Türkçe atasözleri/Y" sayfasının sürümleri arasındaki fark

değişiklik özeti yok
k (Kibele Türk atasözleri/Y sayfasını Türkçe atasözleri/Y sayfasına taşıdı: Tartışma:Türk atasözleri ve kategoriye uyum)
{{temizle}}
<div ><small> '''<''' [[Türk atasözleri]] </small></div>
 
*- Ya aklın erince gücün yetecek, ya aklın ermeyecek dağda gezeceksin! (Dağdaş ve ark., 2006).
*- Ya erek, ya görek! Gün ölümlü, gün akşamlı!.. Bir daha görüşmek nasip olmayabilir. Ölüm var. Helalleşmek gerekir, borcu varsa ödemek gerekir anlamında (1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 9.2.2013, Denizli). “Borcun iyisi vermek! Derdin iyisi ölmek!” (1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 9.2.2013, Denizli) atasözü ile de ilişkili bir atasözü.
*- Ya öl de bileyim, ya git de bileyim kıymetini demiş! (TRT 1, Ömür Dediğin Programı-06.10.2012, 07:20, “Ya öl de bileyim, ya git de bileyim kıymetini demiş. Nasıl anletem emme? Emsali bulunmayan bir hanımdı eşim. 68 yıllık evli idik. Altı dakika kavga etmedik!”. Manisa-Salihli-Poyraz Damları Belediyesinden yaşlı bir kişinin ailesi hakkındaki konuşmasından naklen Said Dağdaş). Ayrılık ve ölümün, insanların birbirlerinin kıymetini daha iyi anlamaları için kullanılan önemli kıstaslardan olduğunu ifade amacıyla kullanılır.
*- Yabandan alma düveyi, çeker götürür boğayı!.. (Mersin-Erdemli’li, 1929’lu Mustafa Koç’dan nakleden 1976’lı oğlu Mahmud Koç’dan naklen Said Dağdaş, 7.5.2012).
*- Yağmur gece yağar, gündüz diner, yıl düzgündür… Gündüz yağar, gece diner, yıl bozgundur… Evde kadın güzel, erkek çirkin ev bozgundur… Erkek güzel kadın çirkin, ev düzgündür… (“Acıpayam Tarihi” yazarı Ali Vehbi Hoca’dan nakleden 1953'lü Acıpayam'lı Mehmed Çağırgan'dan naklen Said Dağdaş, 26.08.2003).
*- Yağmur olsa, el tarlasına bile yağmaz! “Kendisinden başkasına hayrı olmayanlar için aynen şöyle denilir: “Yağmur olsa, el tarlasına bile yağmaz’„ “Nedim Odabaş, 5.3.2002, M. Gazete, s. 11'den naklen Said Dağdaş), (Dağdaş ve ark., 2006).
*- Yağmur rahmet, kar berekettir! (Ankara-Kalecik’li ve 1924'lü ninesi Hacer Saraçbaş’dan 1975’de naklen 1963'lü Reyhan Düzgün’den naklen Said Dağdaş, 3.3.2010).
*- Yağmur tavına ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez! (http://soygur.wordpress.com/2012/03/13/atasozleri/’nden naklen Said Dağdaş, 18.11.2012). “Zemheriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez!”; “Ağustos'tan sonra ekilen darıdan, oğul vermeyen arıdan, sabah erkeğinden sonra kalkan karıdan hayır gelmez!” atasözlerinin benzer sürümü.
*- Yağmur yelle, düğün elle! (Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, 29.12.2000). Yağmur yelle gelir. Sebebidir. Düğün dernek de uzak-yakın çevreyle, dost, akraba, komşu ile şenlenir, yakışık bulur (Dağdaş ve ark., 2006) anlamında kullanılır. "Yağmur yelle, düğün elle hesabı. Herşey komşuyla yakışır."
*- Yağmuru yel azıtır, insanı el azıtır! (Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş):
*- Yalan söylüyorsam ekmek çarpsın!.. “İslam görgü ve terbiyesine sahip eski Osmanlılar sokakta bir ekmek parçası gördükleri zaman eğilip alırlar, kuşların veya böceklerin yemesi için bir duvarın üstüne, bir kenara bırakırlardı. Ekmeğin kutsallığı vardı. Hatta hâlâ halk arasında “Yalan söylüyorsam ekmek çarpsın” diyenler vardır.” (Mehmed Şevket Eygi'den naklen Said Dağdaş, 25.1.2013).
*- Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli!.. (M. Baz'dan naklen Said Dağdaş, 22.08.2002). O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.
*- Yan yattı! Çamura battı!.. (1341’li Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, 1994). Özellikle ticareti veya herhangi bir işi önünde-önüne gitmeyince, iyice darlığa – zorluğa düşünce kullanılan bir atasözü…
*- Yanan harmanın öşürü olmaz! “Yanan harmanın yerinde ne kalır?” (Akseki-Kuyucak’lı Ayşe Şener'den naklen Said Dağdaş, 15.01.2005) atasözü ile benzer anlamda.
*- Yanan harmanın yerinde ne kalır?.. “Yanan harmanın öşürü olmaz!„ (F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş) atasözü ile benzer anlamda. Olan olmuş, herşey mahvolmuş zaten (Akseki-Kuyucak’lı Ayşe Şener'den naklen Said Dağdaş, 15.01.2005)!..
*- Yanmış ocak, süpürülmüş bucak! (Kızılcahamam-Olucak köyünden, 1945’li Saliha Çakır’dan naklen Said Dağdaş, Olucak Yaylası, 21 Haziran 2012). Günümüzde hayat 40-50 yıl öncesine göre son derece kolaylaştı. Hayatta lazım olan herşeyin eskiye nazaran hazır olarak temin edilebildiğini, oturulan mekanların insan hayatı için gerekli imkanlara sahip olduğunu açıklayan bir atasözü…
*- Yaralarım doksan dokuz, yüz oldu, Sevda çektim, kara bağrım köz oldu. Demedim dert oldu, dedim söz oldu, Her ağzın sitemi, dil üzdü beni... Atasözü olmasa da, Saimbeyli-Çerialan Köyünden motorlu testere kullanan bir orman işçisi olan 1964'lü, Mikdat Kır'dan (Tel. Nu.: 0539.2847569) 3.7.2013 tarihinde naklen kaydettiğim "Karacaoğlan tarzını" andıran, üstteki "muhteşem bir Türkçe'den damlayan dizelerin", okuyucunun bilgi dağarcığına sunulmasına gerek duyulmuştur. Said Dağdaş, 3 Temmuz 2013, Erciyes Dağı.
*- Yastık değiştirmekle, baht değişmez! (1949’lu Şefre Ayıntaplı’dan nakleden Orman Mühendisi K. Maraş’lı 1968'li Perihan Ayıntaplı’dan naklen Said Dağdaş, 2.4.2010).
*- Yaşa, başa, taşa oturma!. Sağlığı korumak amacıyla, tedbiri elden bırakma! Yaş-nemli mekana ve taş üstüne oturma, başa geçmek için de tamahkar olma anlamında kullanılan bir atasözü (Kırıkkale-Delice’li, 1963'lü Hamid Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 30.1.2001).
*- Yaşlılar sırayla, gençler arayla!.. (Kırıkkale-Keskin’li Şaban Çetiner’den naklen said Dağdaş, 6.3.2013, Ankara). Ölümle ilgili söylenir…
*- Yatsan sabah olur! Ölsen ele kalır!... Çoru-çocuğu olmayanlar kullanır (Akseki-Kuyucak’lı Ayşe Şener'den naklen Said Dağdaş, 15.01.2005).
*- Yavşak büyüdü bit oldu, enik büyüdü it oldu! Daha çok argo ve küfür maksadıyla kullanılan yavşak kelimesine ”sözünde durmayan”, ”güvenilmez” anlamları yüklenmiştir. Türk toplumunda özellikle ergenlik çağının gençleri tarafından oldukça sık kullanılan argo bir kelime olmasına rağmen, gerçek anlamını bilen sayısı oldukça azdır. Söz konusu sözcük argo kullanımı sebebiyle, bitin eniği-yavrusu anlamından ziyade güvenilmez ve sözünün eri olmayanı tanımlamak ve hatta aşağılamak için kullanılır. Türkçemizde küfür yerine geçmese de ağır eleştiri, küçük düşürme ve karşıdaki kişiyi değersiz kılmak için kullanılır (http://nedemek.com.tr/yavsak-ne-demek/ adresinden naklen Said Dağdaş, 9.11.2013). Yeni gelişen bit yavrusu için çoğunlukla "sirke" kelimesi yerleşiktir (Said Dağdaş). Üçüncü anlamı olarak ise geveze, yılışık olan birisini tarif etmek için kullanılır.
*- Yavuz itin yarası eksik olmaz! (1964'lü, Kırıkkale, Delice-Hacıobası köyünden Hamit Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 10.01.2002). Çalışkan, yırtık, şımarık, yerinde duramayan kişide yara - bere eksik olmaz anlamında.
*- Yaxşılıq et, at dənizə, balıq bilməsə, Xalıq bilər!. (Azerbaycan Türkçesinde)-(Bakü'lü, 1969'lu Ruşen Abbasoğlu'ndan naklen Said Dağdaş, 23 Eylül 2013). İyilik yap at denize! Balık bilmezse, Halık bilir!.. veya "Et iyiliği dök denize! Balık bilmezse Halik bilir! (Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş). atasözlerinin Azerbaycan sürümü. “Kötülük görsen de iyilik yapmaktan asla geri durma! Mükafatını Allah verir.” anlamında kullanılır...
*- Yaz kadı efendi, bok bok üstüne!.. (M. Baz'dan naklen Said Dağdaş, 22.08.2003). Sıkıntı, dert, borç üst üste gelince kullanılır.
*- Yazın abanı al! Kışın ister al, ister alma! Sağlığın korunması için, asıl yazın tedbire ihtiyaç vardır. Kışın zaten mecburen tedbirli olunur anlamında. Geniş anlamda, “Her durumda-koşulda tedbiri elden bırakma!” anlamında kullanılan bir atasözü (Kırıkkale-Delice’li, 1963'lü Hamid Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 30.1.2001).
*- Yazın gölge hoş, kışın çuval boş! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1979). Zamanında çalışmamanın sonucu hüsrandır! anlamında.
*- Yazın gölge kovanın, kışın unu kara olur! (Uluborlu yöresinden nakleden Demirdal, 1968, s. 571'den naklen Said Dağdaş). “Zamanında çalışmamanın sonucu hüsrandır!” anlamında.
*- Yazın pisliği, kışa katık olur! (24.9.2007, Kızılcahamam-İğneci köyünden 1953’lü Menekşe Danyıldız’dan nakleden Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu).
*- Ye bir çanak! Yü bir çanak! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Mayıs 1980), (Dağdaş ve ark., 2006).
*- Ye tatlıyı, içme suyu! Yanarsa yansın! Ye yağlıyı, içme suyu! Donarsa donsun! (Said Dağdaş, 1986, İstanbul-Fatih).
*- Ye tatlıyı, sabret suyu! Yanarsa yansın! Ye etliyi, içme suyu! Donarsa donsun! (1929 doğumlu, M. Baz’dan naklen Said Dağdaş, 16.11.2010).
*- Yediğin hurmalar, g.tünü tırmalar! {Zamanında tatlı tatlı yaptığın (kötü) işler, günü gelir karşına çıkar anlamında. Cengiz Özdemir, 26 Nisan 2008 Antalya}.
*- Yedisinde ne ise yetmişinde de odur! "Bir adam yedisinde neyse, yetmişinde de odur!" şeklinde kaydedilen atasözü ile aynıdır. Bu tür atasözleri, genel olarak örnek vererek-temsil getirerek söylenir. Bu nedenle "Bir adam..." ve benzeri ön eklerle kullanılırlar. (İskilip’li, 1953’lü Ali Kemal Aksu’dan naklen Said Dağdaş, 10.11.2010)!: “İnsanoğlunun taşıdığı ırsi özellikleri, büyük ölçüde hayat serüveni içinde tavır ve davranışlarını belirler!” anlamında.
*- Yel esmeyince çöp çıldıramaz! (İsparta-Uluborlu yöresinden nakleden Demirdal, 1968, s. 57'den naklen Said Dağdaş).
*- Yellen (yelle) gelen, sellen (selle) gider! (1943’lü, Gah ili-Azerbaycan’lı Resul Fettahoğlu’ndan naklen Said Dağdaş, 28.11.2009, Denizli). “Haydan gelen, huya gider!” ve "Haramın binası olmaz!" atasözleri de benzer manada kullanılır.
*- Yelli günün kuytusu, yağmurlu günün uykusu!.. Değişen duruma göre tedbirler değişir, aynı zamanda farklı iklimlerin, mevsimlerin-günlerin insan ruhunda etkileri olduğu anlamına gelir. Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 1980).
*- Yelli günün kuytusu, yağmurlu havanın uykusu!.. Değişen duruma göre tedbirler değişir, aynı zamanda farklı iklimlerin, mevsimlerin-günlerin insan ruhunda etkileri olduğu anlamına gelir. Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 1980).
*- Yemeyenin malını yiyici bulunurmuş! (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 1980, Dodurga).
*- Yemiş boğazı görmüş, s...mış kıçı görmüş! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Mayıs 1980). Tertipsiz, tedbirsiz, düzensiz insanı tarif için kullanılır.
*- Yenecek aş, buğundan belli olur! İnsanın niteliği, davranışlarından bilinir anlamında (Dodurgalı Cıngıllı Molla’ya atfen F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1984).
*- Yenecek aş, kokusundan belli olur! İnsanın niteliği, davranışlarından bilinir anlamında (Dodurgalı Cıngıllı Molla’ya atfen F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1984).
*- Yeni senek suyu soğuk tutar! (Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1980). Cicim ayı denilen evliliğin ilk aylarında, geçimsizliğin olmadığı dönemde gelini ve onun cazibesini tarif etmek için kullanılır. “Yeni testi suyu soğuk tutar!” atasözü ile benzer anlamda (Anonim 2012 b).
*- Yerinden kalkana yetmiş iki belâ denir!.. (Acıpayam-Akalan’lı Zahir’den nakleden Acıpayam-Dodurgalar Kasabasından, 1949’lu Halil Ay’dan naklen Said Dağdaş, 12 Ocak 2001).
*- Yerli tavşanı, yerli tazı kapar! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1980)!
*- Yetim insanın sahibi olmaz! (Yeşilova-Niyazlar Köyünden 77 yaşında bir hanımdan naklen Said Dağdaş, 24.8.2013, 07:30, TRT 1-Ömür Dediğin). Öksüz adam, ölmez de örselenir (örsülenir) demiş!.. (Yeşilova-Niyazlar Köyünden 77 yaşında bir hanımdan naklen Said Dağdaş, 24.8.2013, 07:30, TRT 1-Ömür Dediğin) atasözü ile benzer anlamda.
*- Yıl başına, akıl başına! (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 24.2.2000): İnsan yıl geçtikçe akıllanır anlamında. Yıl başına, akıl başına, ne kadar çalışsalar şimdi zor anlamaları bu konuyu.
*- Yılan, çıktığı yere girer! (22.9.2007, TRT-1 İftar Programından nakleden Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu).
*- Yılan sokan uyumuş da, kâr eden uyumamış! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 6.5.2000).
*- Yiğit at, kendine kamçı vurdurmaz! Sorumlu, işini bilen kişi olmayı öğütleyen bir atasözü. “Kendinize laf getirmeyin! İşinizi iyi yapın. Yiğit at, kendine kamçı vurdurmaz!” (Bala-Yeniyapan köyünden 1341’li İbrahim Kara’ya atfen Şakir Kara’dan nakleden Said Dağdaş, 1.8.2011).
*- Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer! “Fırsat karınca hızıyla gelir, yıldırım hızıyla gider!” (1929’lu Mehmed Baz’dan naklen Said Dağdaş) ve “Fırsat sakal altından geçer!” atasözleri ile benzer anlamda.
*- Yiğit, düştüğü yerden kalkar! "Yiğit, düştüğü yerden kalkar! Bu bir Türk atasözüdür. Arablar da "Sürçmedik at, düşmedik yiğit olmaz!" derler. Medrese, tekke ve zaviyeleri bir vahidin üç yüzü haline getirmeliyiz.". (Fethullah Gülen Hocaefendiden naklen Said Dağdaş, 29.09.2012, 08.08, S Haber).
*- Yiğit evlendiği gün… Gelin sevildiği gün… At eyerlendiği gün... İt yediği gün!.. (Yukarı Dodurgalı pehlivan Galak Ramazan dayıdan naklen 1341'li Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş(1962'li), Eylül 1983).
*- Yiğit, namıyla anılır! (TRT 1 - Mor Menekşeler, 20.11.2012, 07:50, "Yiğit, namıyla anılır derler!..”). Kişi, taşıdığı olumlu-olumsuz vasıflarıyla tanınır.
*- Igid oler adi qalar! “Yiğit ölür, adı kalır!” atasözünün Azerbaycan şivesindeki farklılıktan kaynaklanan sürümü (Bakü’lü Ebilov Ümid Maksudoğlu’ndan nakleden Burdur’lu Hüseyin Yılmaz'dan naklen Denizlili Said Dağdaş, 2 Ekim 2012).
*- Yiyen çıkmış yaza, yemeyen gülden taze! (Denizli-Yukarı Dodurgalı Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Temmuz 1980).
*- Yiyin! Koca öküzün karnı, otluk bozumunda doyar! (25.12.2007, Said Dağdaş).
*- Yoğurdu mayalarsın! Kaymağını başkaları yer!.. (Kırıkkale-Delice’li birinden naklen Said Dağdaş, 1994). Her zaman emeğinin karşılığını alamayabilirsin anlamında...
*- Yokluktur insanı farıdan, ağar döner ahtını alır karıdan! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Eylül 1983).
*- Yol evladı olmak, bel evladı olmaktan yeğdir! (mukaddemdir!) (Fethi Gemuhluoğlu'ndan nakleden Sadık Yalnızuçanlar'dan naklen Said Dağdaş, 14.11.2012; ".... yine "Önce refik, sonra tarik." derim...", Dostluk Üzerine, s. 13, 22 Kasım 1975).
*- Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz! “Kişi, işinin bittiğine bakar ve yoluna gider!” anlamında. "Kürt yiyince, gözü çarığına düşermiş!" (Kırıkkale-Bahşılı’lı Faruk Tezel’den naklen Said Dağdaş, 4.3.2008) atasözü ile benzer anlamda (Said Dağdaş)...
*- Yolu yordamı, ormanı balta ile! (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş): Her işi usulüyle yap anlamında.
*- Yolun enişi! Köprünün genişi!.. (Eskişehir-Yusuflar köyünden, 1318’li Şükrü Kaya’nın oğlu 1958’li Lütfi Kaya’dan nakleden 1964’lü Birol Çelik’den naklen Said Dağdaş, 9.5.2013). “Bana bu saatten sonra Yolun enişi! Köprünün genişi!.. … lazım! Mümkünse Yusuflar Köyünün şu köprüsünü de genişletiver Vali Bey!..” Atasözünün, kahve ağzı bölümü de vardır…
*- Yorgandan gideceğine, urgandan gitsin! Zarar cana gelmesin de mala gelsin! (Yukarı Dodurga’lı Cincilerin Abdil’in kızı Safiye’den nakleden F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 14.7.2000)!
*- Yörüğün göçü gide gide düzelir (düzülür!)!.. (Mersin-Erdemli’li, 1929’lu Mustafa Koç’dan nakleden 1976’lı oğlu Mahmud Koç’dan naklen Said Dağdaş, 7.5.2012). "Göç, yolda düzülür!" (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş) atasözünün farklı sürümü.
*- Yörük ne bilir bayramı, lak lak içer ayranı! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 1980). Toplumla ilişkileri henüz yeterince olgunluk kazanmamış, gelişmekte olan kişilikleri ifadede kullanılır...
*- Yuğur hamuru ekmek olsun! Öğ hamuru katmer olsun!.. “İşine özen göster!” anlamında (F. Dağdaş'dan Said Dağdaş, Mayıs 1980)...
*- Yumurta ile pekmezi düşünen, boranayı yiyemez! (A. Gülsoy’dan naklen Yaşar Gülsoy, 4.6.2007).
*- Yurt yeri boş kalmaz! “Atalarımız “Yurt yeri boş kalmaz!” buyurmuşlar…” (Abdurrahim Karakoç’un 5.7.2011, Yeni Akit, s. 8'deki yazısından naklen Said Dağdaş).
*- Yuvayı, dişi kuş yapar! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş). Ailenin düzenli olarak işlemesi kadının maharetine bağlıdır anlamında. Benzer anlamda bir fikir aşağıda verilmiştir: “Bugün eğer sahip olabildiğim herhangi bir değer varsa onların hepsinde bir kadının izi bulunur. Hayatı kitaplardan ve kadınlardan öğrendim.” (Ahmed Altan, Pazar Sohbeti, 4.6.2000, Zaman, s. 5).
*- Yüksek tepelerde hem kurda hem yılana rastlanır. Birisi sürünerek, birisi uçarak ulaşmıştır… (Sabiha Açar’dan (1926’lı) nakleden 1956’lı Urfa-Birecik’li Dr. Sadeddin Açar’dan naklen Said Dağdaş, 14.11.2007).
*- Yüzelli! Yaz belli!.. “Yüzelli, yaz belli!.. Şu anda 53 gün gün kaldı yaza…”. (Çankırı-Eldivan-Çaparkayı köyünden 1933’lü Emrullah Kolukısa'dan naklen Said Dağdaş, 14.2.2013). “Kasım yüz elli! Yaz belli!..” şeklinde de kullanılır…
*- Yuz olc bir bic! Her adımını son derece dikkatli at anlamında (Bakü’lü Ebilov Ümid Maksudoğlu’ndan nakleden Burdur’lu Hüseyin Yılmaz'dan naklen Denizlili Said Dağdaş, 2 Ekim 2012).
*- Yüz, yüzden utanır! (Denizli-Acıpayam-Darıveren’li Enver Oymak'dan naklen Said Dağdaş, 10.4.1994), (Dağdaş ve ark., 2006).
*- Yüzü güzele doyulur da, huyu güzele doyulmaz! “Bizim kız! Yüzü güzele doyulur da, huyu güzele doyulmaz!”. (Acıpayam-Yazır’lı 1950’li rahmetli Hacı Mustafa Erdoğan’dan nakleden Acıpayam-Dodurgalı Ganime Ay’dan naklen Said Dağdaş, 9.2.2013).
 
* Ya evlat bir, ya ocak kör.{{VS|Ya evlat bir, ya ocak kör}}
* Ya işten artar, ya dişten.{{VS|Ya işten artar, ya dişten}}.
Anonim kullanıcı