"Cemil Meriç" sayfasının sürümleri arasındaki fark

değişiklik özeti yok
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
* [[Dergi]] hür [[tefekkür]]ün kalesi.
* [[Düşünce]]ye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
* [[İngiliz]] hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.
* Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
 
* Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.
* [[Kâmus]] bir millietinmilliyetin nâmusudur.
* Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak.
* [[Deha]] tabiatın en tehlikeli armağanı.
* Güneş ülkeleri aydınlatır, [[sözler]] milleti.
* İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.
* [[Tefekkür]] [[Vuzuhvuzuh]]la başlar, kurtuluş şuurla.
* Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.
* Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır, kirlettiği bir odadan kaçar gibi. ''(journal.cilt1.sfJournal, cilt 1, s. 106)''
* Kelime : Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler. Yıldızlar tanrı’yaTanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. [[Kelime]] sonsuz, kelime adem.
* [[Sol]] ve [[sağ…]] çılgınÇılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.
* Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
* Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan [[gerici]]dirgericidir.
* [[Kelam]], bütünüyle haysiyettir.
* [[Kamus]], bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.
* [[İdeoloji]]ler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.
* Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
* Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: [[kültürKültür]].
* [[Kitap]], istikbale yollanan mektup… smokin giyen heyecan, mumyalanan [[tefekkür]].
* Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.
* Her toplum bir [[kitab]]akitaba dayanır: [[Ramayana]], [[Neşideler Neşidesi]] veya [[Kur’an]]: "Senin kitabın hangisi?"
* Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
* Yığın düşünmez, maruz kalır.
* İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime.
* İrfan, kemale açılan kapı, amelle taçlanan ilim.
* Kültür, homoHomo ekonomikus’un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.
* Kültür, kaypaklığı, müphemiyeti ve seyyaliyetiyle Avrupa’dır. Tarif edilmeyen, edilemeyen bir kelime.
* Batı’nın düşünce tarihi akılla naklin mücadele tarihi.
* Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.
* Raskolnikov sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. Dosto gibi.
* Şuuraltı (psikanaliz) her istediğini kolayca elde eden mutlu azınlığın imtiyazı.
* Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.
* Belki de medeniyet uyuyor ve zaman zaman rüya görüyor.
* Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.
* Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.
* Tarihin mimarı: isyanİsyan, kadere, zamana, insana.
* Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.
* Kronoloji: aptallarınAptalların tarihi.
* Din, bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan [[özlem]]. Bilgi değil, aşk.
* Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.
* Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.
* Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyor diye, onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala hem de alçaktır. Bir adamın ‘Benden başka herkes aldanıyor’ demesi güç şüphesiz; ama sahiden herkes aldanıyorsa ne yapsın?
*Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm… İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz… Acılarımı dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var… Aczime tahammül edemiyorum… Bu, hayatımın perde arkasındaki ardı arkası kesilmeyen uğultu. ''(sayfa 47.)''
 
== Umrandan Uygarlığa ==
5.909

değişiklik