"Cemil Meriç" sayfasının sürümleri arasındaki fark

2.619 bayt eklendi ,  5 yıl önce
Düzenleme. Jurnal ve bu ülke iki farklı Meriç.
(Daniel Defoe'ya ait söz çıkarıldı.)
(Düzenleme. Jurnal ve bu ülke iki farklı Meriç.)
** Kaçanlar, s. 105-106
 
* Sermayedara "işveren" payesini tercih eden bir cemiyet elbette ki liberalizmi takdirtakdis etmektedir... [[Tanrı]] gibi bir velinimet.
** Kelime bir kıymet hükmü, s. 143
 
== Bu Ülke ==
* Batı'dan gelen hiçbir "izm" masum değildir.
** s. 188
* Dergi hür [[Düşünce|tefekkür]]ün kalesi.
** s. 100
* [[Düşünce]]ye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
** s. 108
* İngiliz hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.
** 109
* Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
** s. 110
* Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.
** s. 111
* Kâmus bir milliyetin nâmusudur.
** s. 86
* Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak.
* Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi.
** s. 100
* Şiddeti yok eden şiddet, yalanların en alçakçası değilse vehimlerin en şairanesi. Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak.
** s. 207
* [[Deha]] tabiatın en tehlikeli armağanı.
** s. 225
* [[İnsan]]lık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.
* [[Hayat]] herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.
* Hiçbir [[zafer]] umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.
* Havarilerini yaratamayan [[İsa]]'nın yeri tımarhanedir, [[tarih]] değil.
** s. 274
* Güneş ülkeleri aydınlatır, [[söz]]ler milleti.
* İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.
** s. 90
* [[Düşünce|Tefekkür]] vuzuh (anlaşılabilir olmak e.n.) ile başlar, kurtuluş şuurla.
* Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.
* Kelime: Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler. Yıldızlar Tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. [[Söz|Kelime]] sonsuz, kelime adem.
* Sol ve sağ… Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.
** s. 79
* Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
* Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir. [[IV. Murat]]’a: [[w:I. Süleyman|Süleyman]] devrine dön! diye haykıran [[Koçi Bey]]’den Reşit Paşa’ya kadar Osmanlı Devleti’nin bütün ıslahatçıları gerici. [[Dante Alighieri|Dante]], yaşadığı çağdan iğrenir. [[Honoré de Balzac|Balzac]] eserini iki ezeli hakikatin ışığında yazar: Kilise ve krallık. Dostoyevski maziye aşık. [[Dante Alighieri|Dante]] gerici, [[Honoré de Balzac|Balzac]] gerici, [[Fyodor Dostoyevski |Dostoyevski]] gerici.
* Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
** s. 80
* Kelam, bütünüyle haysiyettir.
** s. 82
* Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.
** s. 86
* [[Slogan]], ilkelin ideolojisi.
** s. 93
* [[İdeoloji]]ler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.
* Düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
** s. 94
* Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: [[Kültür]].
[[Dosya:Salomon Koninck 001.jpg|144px|thumb|[[Kitap]], istikbale yollanan mektup… smokin giyen heyecan, mumyalanan [[Düşünce|tefekkür]].]]
* [[Kitap]], istikbale yollanan mektup… smokin giyen heyecan, mumyalanan [[Düşünce|tefekkür]].
** s. 100
* Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.
* Her toplum bir kitaba dayanır: [[Ramayana]], Neşideler Neşidesi veya [[Kur’an]]: "Senin kitabın hangisi?"
** s. 106
* Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
** s. 109
* Yığın [[düşünce|düşünme]]z, maruz kalır.
* Bayağı, hissetmeyendir.
** s. 108
* Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.
* Meçhule açılan bir kapıdır [[kitap]]. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.
* Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, “felsefe taşı”nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.
* [[Şiir]] ne bir teşrih masasıdır, ne bir teşhir çarmıhı.
* Polemik zekaların savaşıymış. [[Zeka]]lar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.
** s. 127
* Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.
** s. 128
* Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir.
* [[Kahramanlık]], hatada ısrar etmemektir.
** s. 140
* [[Asya]]’nın bütün evlatları içinde Batı’nın ilk benimsediği: [[Zerdüşt]].
* [[Asya]]’nın bütün evlatları içinde Batı’nın ilk benimsediği: [[Zerdüşt]]. [[Buda]]’yla [[Konfüçyüs]]’ün sesi uzun zaman erişmez Avrupa’ya ve Asya’nın hikmetini tek başına Zerdüşt temsil eder. Musevilik Zerdüştlüğün damgasını taşır: Hayırla şer arasındaki ikilik, meleklerle cinlerin savaşı, kıyamet gününe iman… Hep O’nun yadigârı… Hıristiyanlık Zerdüşt olmadan anlaşılmaz.
** s. 145
* [[w: Raskolnikov|Raskolnikov]] sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. [[Fyodor Dostoyevski |Dosto]] gibi.
* Şuuraltı (psikanaliz) her istediğini kolayca elde eden mutlu azınlığın imtiyazı.
** s. 208
* Yığın hale (şimdiye) hükmeder, büyük adam istikbale (geleceğe).
** s. 206
* Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.
** s. 217
* Tarihin mimarı: İsyan; kadere, zamana, insana.
** s. 217
* Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.
** s. 227
* Kronoloji: Aptalların tarihi.
**s. 237
* [[Din]], bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan [[özlem]]. [[Bilgi]] değil, [[aşk]].
** s. 242
* Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.
** s. 248
* Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.
** s.251
* Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
** s. 248
* Şark [[Sadi]]’den [[Mohandas Karamçand Gandi|Gandi]]’ye kadar aksi kanaatte: “Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.”
** s. 206
* Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm… İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz… Acılarımı dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var… Aczime tahammül edemiyorum… Bu, hayatımın perde arkasındaki ardı arkası kesilmeyen uğultu.
** s. 44
*Tarih, eserlerini iki defa oynarmış: Önce trajedi, sonra komedi olarak. Roma’nın kazları heybetli bir trajedinin kahramanıydılar, bizimkiler tatsız bir komedinin aktörleri.
** s. 85
* [[İdeoloji]]ler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kozmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: Obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: Şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru.
** s. 93
*Yumuşak kalplilik de olmaz polemikte. Ölüm bir mazeret değildir. [[Voltaire]]: “Yaşayanlara saygı borçluyuz az çok.” diyor… “Ölenlere tek borcumuz kalmıştır: [[Gerçek|Hakikat]] “
** s. 128
* Düşünce dünyasını fethe çıkanların uğrayacağı ilk ülke Hint olmalı. Hint bütün inançlara söz hakkı tanır. Çağdaş Avrupa en aydınlık taraflarıyla Hint’in bir devamıdır. Hint belki bütün [[gerçek|hakikat]] değil ama hakikat.
** s. 45
*Kütüphane bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzleri ile dolu.
** s. 107
* Gerçek [[bilgi]], disiplinli ve denenmiş bilgidir.
** s. 109
[[Dosya:Menendez y pelayo with a book.jpg|144px|thumb|Batı’nın [[düşünce]] [[tarih]]i [[akıl]]la naklin mücadele tarihi.]]
* Batı’nın [[düşünce]] [[tarih]]i [[akıl]]la naklin mücadele tarihi.
* Aldatmayan tek sevgili var dünyada: mutlak güzel.
* Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.
* Kültür, Homo ekonomikus’un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.
* Kültür, kaypaklığı, müphemiyeti ve seyyaliyetiyle Avrupa’dır. Tarif edilmeyen, edilemeyen bir kelime.
[[Dosya:Menendez y pelayo with a book.jpg|144px|thumb|Batı’nın [[düşünce]] [[tarih]]i [[akıl]]la naklin mücadele tarihi.]]
* Batı’nın [[düşünce]] [[tarih]]i [[akıl]]la naklin mücadele tarihi.
* Din, Avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi.
* Güneş ülkeleri aydınlatır, [[söz]]ler milleti.
* Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.
* [[İnsan]]lık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.
* Raskolnikov sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. Dosto gibi.
* [[Bilgi]], sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.
* Şuuraltı (psikanaliz) her istediğini kolayca elde eden mutlu azınlığın imtiyazı.
* [[Hayat]] herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.
* Hiçbir [[zafer]] umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.
* Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.
* Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir.
* Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.
* Meçhule açılan bir kapıdır [[kitap]]. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.
* Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, “felsefe taşı”nı bulmaya çalışan bir simyagerdir. Bir [[Sizifos]]’tur belki, bir haber taşıyıcısı değil.
* [[Şiir]] ne bir teşrih masasıdır, ne bir teşhir çarmıhı.
* Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: [[Kültür]].
* [[Düşünce|Tefekkür]] vuzuh (anlaşılabilir olmak e.n.) ile başlar, kurtuluş şuurla.
* Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.
* Kelime: Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler. Yıldızlar Tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. [[Söz|Kelime]] sonsuz, kelime adem.
* Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.
* Belki de medeniyet uyuyor ve zaman zaman rüya görüyor.
* Savaş bir irşat. Savaş, ışıkla karanlığın diyaloğu. Düşman, gözü bağlı olandır.
* Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütün üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.
* Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.
* [[Bilgi]], sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.
* Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.
* Tarihin mimarı: İsyan; kadere, zamana, insana.
* Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.
* Kronoloji: Aptalların tarihi.
* [[Din]], bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan [[özlem]]. [[Bilgi]] değil, [[aşk]].
* Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.
* Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.
* Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
* Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.
* Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm… İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz… Acılarımı dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var… Aczime tahammül edemiyorum… Bu, hayatımın perde arkasındaki ardı arkası kesilmeyen uğultu. ''(sayfa 47.)''
 
== Umrandan Uygarlığa ==