"Cemil Meriç" sayfasının sürümleri arasındaki fark

dz.
(Düzenleme. Jurnal ve bu ülke iki farklı Meriç.)
(dz.)
 
* Uzviyi ulvileştirmek bakırdan altın imal etmek gibi hayal. Hayatımıza salgı bezlerimiz hükmediyor. Şuurun karanlık bölgelerinden yükselen çığlıkları susturamıyoruz. Çığlık homurtu oluyor nihayet. Homurtu uğultuya inkılap ediyor.
** Quinze-Vingts Geceleri IV, s93s. 93
 
* Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır, kirlettiği bir odadan kaçar gibi... 1963 Türkiye'si [[Voltaire]]'lerin Fransa'sından yüz kere daha hür. Voltaire'ler nerede?
 
== Bu Ülke ==
* Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm… İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz… Acılarımı dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var… Aczime tahammül edemiyorum… Bu, hayatımın perde arkasındaki ardı arkası kesilmeyen uğultu.
* Batı'dan gelen hiçbir "izm" masum değildir.
** s. 18844
* Düşünce dünyasını fethe çıkanların uğrayacağı ilk ülke Hint olmalı. Hint bütün inançlara söz hakkı tanır. Çağdaş Avrupa en aydınlık taraflarıyla Hint’in bir devamıdır. Hint belki bütün [[gerçek|hakikat]] değil ama hakikat.
* Dergi hür [[Düşünce|tefekkür]]ün kalesi.
** s. 10045
* [[Düşünce]]ye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
** s. 108
* İngiliz hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.
** 109
* Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
** s. 110
* Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.
** s. 111
* Kâmus bir milliyetin nâmusudur.
** s. 86
* Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi.
** s. 100
* Şiddeti yok eden şiddet, yalanların en alçakçası değilse vehimlerin en şairanesi. Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak.
** s. 207
* [[Deha]] tabiatın en tehlikeli armağanı.
** s. 225
* Havarilerini yaratamayan [[İsa]]'nın yeri tımarhanedir, [[tarih]] değil.
** s. 274
* İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.
** s. 90
* Sol ve sağ… Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.
** s. 79
* Kelam, bütünüyle haysiyettir.
** s. 82
* Tarih, eserlerini iki defa oynarmış: Önce trajedi, sonra komedi olarak. Roma’nın kazları heybetli bir trajedinin kahramanıydılar, bizimkiler tatsız bir komedinin aktörleri.
** s. 8685
* Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.
** s. 86
* [[Slogan]], ilkelin ideolojisi.
** s. 93
* Düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
** s. 94
* İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.
** s. 27490
* [[İdeoloji]]ler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kozmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: Obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: Şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru.
** s. 9093
[[Dosya:Salomon Koninck 001.jpg|144px|thumb|[[Kitap]], istikbale yollanan mektup… smokin giyen heyecan, mumyalanan [[Düşünce|tefekkür]].]]
* [[Kitap]], istikbale yollanan mektup… smokin giyen heyecan, mumyalanan [[Düşünce|tefekkür]].
** s. 100
* Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi.
** s. 100
* Her toplum bir kitaba dayanır: [[Ramayana]], Neşideler Neşidesi veya [[Kur’an]]: "Senin kitabın hangisi?"
** s. 106
* Kütüphane bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzleri ile dolu.
** s. 107
* [[Düşünce]]ye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
** s. 108
* Bayağı, hissetmeyendir.
** s. 108
* İngiliz hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.
** s. 109
* Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
** s. 109
*[[Dosya:Stereographic projection of rational points.svg|144px|thumb|Gerçek [[bilgi]], disiplinli ve denenmiş bilgidir.]]
* Bayağı, hissetmeyendir.
* Gerçek [[bilgi]], disiplinli ve denenmiş bilgidir.
** s. 108
** s. 109
* Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
** s. 110
* Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.
** s. 111
* Polemik zekaların savaşıymış. [[Zeka]]lar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.
** s. 127
* Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.
** s. 128
*Yumuşak kalplilik de olmaz polemikte. Ölüm bir mazeret değildir. [[Voltaire]]: “Yaşayanlara saygı borçluyuz az çok.” diyor… “Ölenlere tek borcumuz kalmıştır: [[Gerçek|Hakikat]] “
** s. 128
* [[Kahramanlık]], hatada ısrar etmemektir.
** s. 140
* [[Asya]]’nın bütün evlatları içinde Batı’nın ilk benimsediği: [[Zerdüşt]]. [[Gotama Buda|Buda]]’yla [[Konfüçyüs]]’ün sesi uzun zaman erişmez Avrupa’ya ve Asya’nın hikmetini tek başına Zerdüşt temsil eder. Musevilik Zerdüştlüğün damgasını taşır: Hayırla şer arasındaki ikilik, meleklerle cinlerin savaşı, kıyamet gününe iman… Hep O’nun yadigârı… Hıristiyanlık Zerdüşt olmadan anlaşılmaz.
** s. 145
* Batı'dan gelen hiçbir "izm" masum değildir.
** s. 188
* Yığın hale (şimdiye) hükmeder, büyük adam istikbale (geleceğe).
** s. 206
* Şark [[Sadi]]’den [[Mohandas Karamçand Gandi|Gandi]]’ye kadar aksi kanaatte: “Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.”
** s. 206
* Şiddeti yok eden şiddet, yalanların en alçakçası değilse vehimlerin en şairanesi. Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak.
** s. 207
* [[w: Raskolnikov|Raskolnikov]] sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. [[Fyodor Dostoyevski |Dosto]] gibi.
* Şuuraltı (psikanaliz) her istediğini kolayca elde eden mutlu azınlığın imtiyazı.
** s. 208
* Yığın hale (şimdiye) hükmeder, büyük adam istikbale (geleceğe).
** s. 206
* Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.
** s. 217
* Tarihin mimarı: İsyan; kadere, zamana, insana.
** s. 217
* [[Deha]] tabiatın en tehlikeli armağanı.
** s. 225
* Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.
** s. 227
* Kronoloji: Aptalların tarihi.
** s. 237
* [[Din]], bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan [[özlem]]. [[Bilgi]] değil, [[aşk]].
** s. 242
* Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.
** s. 44248
* Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
** s. 248
* Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.
** s.251
* Havarilerini yaratamayan [[İsa]]'nın yeri tımarhanedir, [[tarih]] değil.
* Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
** s. 248274
* Şark [[Sadi]]’den [[Mohandas Karamçand Gandi|Gandi]]’ye kadar aksi kanaatte: “Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.”
** s. 206
* Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm… İstediğini yapamamak, sakatlığımdan doğan bir aciz… Acılarımı dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var… Aczime tahammül edemiyorum… Bu, hayatımın perde arkasındaki ardı arkası kesilmeyen uğultu.
** s. 44
*Tarih, eserlerini iki defa oynarmış: Önce trajedi, sonra komedi olarak. Roma’nın kazları heybetli bir trajedinin kahramanıydılar, bizimkiler tatsız bir komedinin aktörleri.
** s. 85
* [[İdeoloji]]ler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kozmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: Obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: Şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru.
** s. 93
*Yumuşak kalplilik de olmaz polemikte. Ölüm bir mazeret değildir. [[Voltaire]]: “Yaşayanlara saygı borçluyuz az çok.” diyor… “Ölenlere tek borcumuz kalmıştır: [[Gerçek|Hakikat]] “
** s. 128
* Düşünce dünyasını fethe çıkanların uğrayacağı ilk ülke Hint olmalı. Hint bütün inançlara söz hakkı tanır. Çağdaş Avrupa en aydınlık taraflarıyla Hint’in bir devamıdır. Hint belki bütün [[gerçek|hakikat]] değil ama hakikat.
** s. 45
*Kütüphane bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzleri ile dolu.
** s. 107
* Gerçek [[bilgi]], disiplinli ve denenmiş bilgidir.
** s. 109
[[Dosya:Menendez y pelayo with a book.jpg|144px|thumb|Batı’nın [[düşünce]] [[tarih]]i [[akıl]]la naklin mücadele tarihi.]]
* Batı’nın [[düşünce]] [[tarih]]i [[akıl]]la naklin mücadele tarihi.