Ahmet Hamdi Tanpınar: Revizyonlar arasındaki fark

Sahnenin Dışındakiler Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar Yayınevi : Dergah Yayınları Baskı Yılı: 2010
(Sahnenin Dışındakiler Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar Yayınevi : Dergah Yayınları Baskı Yılı: 2010)
* Modern diktatörlerin büyük vasfı hâdiselerin peşinde gitmeleridir. [[Mussolini]] de öyle yaptı. En kolay tarafı, herkesin gittiği yolu tercih etti. Bir Avrupa birliğinin, bir Akdeniz federasyonunun sağlam bir uzvu olacak bir İtalya’yı kuracağı yerde eski Roma’yı diriltmek istedi. [[Cezayir]]'in harmanisi, Venedik'in tacı onu günün hakikatlerinden öbür tarafa çekti. Realiteyi bir opera dekoruna feda etti. Muzdarip milletlere el uzatacağı yerde onları bir sansar gibi boğmağı tercih etti. Bir insan sansar olabilirdi. Fakat dünya tavuk kümesi olmağa razı olamazdı <ref>TANPINAR, Ahmet Hamdi, Yaşadığım Gibi, Dergah Yayınları, s.72</ref>.
* Bizim ortaokullarımız, liselerimiz, bazı sergilerde boşuna işleyen makinelara benzer.<ref>TANPINAR, Ahmet Hamdi, Yaşadığım Gibi, Dergah Yayınları</ref>.
 
=== ''Sahnenin Dışındakiler'' (1973) ===
*Niçin kadere bu kadar bağlı olan insanlar, bir türlü ona razı olmaz?
*Sokak, evinizin kapısından başlayan hayat, ayrıldığınız zaman hüzün duyduğunuz arkadaş, bir humma gibi sizi saran macera ve yarın içine gireceğiniz kördöğüşüdür.
*Muhafazakar zihniyetin bir yüzü çok yırtıcı bir didişme ise, öbür yüzü ipin ucunu bir an bıraksanız sizi nerelere götüreceği belli olmayan bir şüphedir. Bu şüpheyi dünyanızı değiştirmekteki cesaretsizlik, o güvensizlik besler.
*En çok hataya düşenler, kendilerinden kudretlerinin üstünde şeyler isteyenler, kendilerini olduğu gibi kabul etmeyenlerdir.
*Az konuşmak daima iyi şeydir; fakat derli toplu olmak şartıyla.
*Sizi seviyorum, size bağlıyım, demek yerine, size ait şu veya bu zaafa bağlıyım demek karşı tarafta daha iyi bir intiba bırakır.
*Zaman kendini ilan ediyordu. Beyhudedir, diyordu bütün bu ıstıraplar, unutmalar ve hatırlamalar, ben varken hepsi beyhudedir!
*İffet, faziletlerin en komik olanıdır.
*Tesadüfler ancak bir anlık fırsat verirler. Bu anı kaybetmek ihtimali, kaybetmemek ihtimali kadar kuvvetlidir.
*İnsanın kendi hayatına istikamet verecek bir fikri bulması ne kadar güç...
*Fakirlik; gözü tok, ölçülü, sağlam karakterli insanlarda bir nevi asalete benzer. Muhteris ve zevkine düşkünlerde ise daima küçültücü olur.
*Belki de ölüm dediğimiz şey; tül kadar ince ve bulanık bir zarın arkasında gizlenmek, oradan etrafı dinlemek, görmek, oradan sevdiklerine hasret çekmektir.
*Arzular ve ihtiraslar geçince, her şey zalim ve mütearriz yokluğun aynası oluyordu.
*Belki de ahlak yoktu iyilik yoktu, vazife yoktu. Hiçbir şey yoktu Sadece bazı şeylere kabiliyetsizlik bazı şeyleri kendisine nehyetmek vardı. İçgüdülerinden korkak ve kaçmak vardı. Belki de sadece terbiye ve korku vardı.
*Çünkü hayat da ölüm de sevdin mi, affettin mi yenilebilir.
*Biz evvela kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker manâlarını.
 
=== ''Mahur Beste'' (1975) ===
43

düzenleme