"Mehmed Uzun" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
 
== Sözleri ==
* Ben de bir tokatla tanıştım Türkçeyle[[Türkçe]]yle. Benim anadilimle bağım böyle koptu. Eğitim dilinin, kültür dilinin Türkçe olması, Kürtçeyle bağımı kopardı. Dili yasaklamak insanlık suçudur. İnsanı anadilinden koparmak vahşettir. Bir insanı kendi dilinden koparmak, insanın ruhunu, kişiliğini zedeliyor, gelişimini engelliyor. Bence bu Kürtçe yasağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yanlışlarından biriydi.<ref name=Hasan>{{Web kaynağı | başlık = Mehmed Uzun: 'Ben yasaklı bir dilin yazarıyım…' | url = https://www.ilkehaber.com/haber/mehmed-uzun-ben-yasakli-bir-dilin-yazariyim-23915.htm | tarih = 11 Ekim 2012 | yayıncı = İlke Haber | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}
* Hasan Cemal'in Mehmed Uzun'la gerçekleştirdiği bu söyleşi ilk kez Kasım 2006'da, üç parça olarak Milliyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.
::: ''"Kürtçe konuştum tokat yedim, türkçeTürkçe bilmiyordum ki!"'' (17 Kasım 2006)
::: ''"Pamuk'a yapılanlar kışla kültürü ürünü."'' (18 Kasım 2006)
::: ''"Devlet kucaklayıcı olursa dağdan inerler."'' (19 Kasım 2006)</ref>
* Kürt yok, Kürtçe yok dediklerini duydukça, o kadar kırılıyordum ki... Mahkemede, böyle bir durumda, insan kendini çok güçsüz hissediyor, çaresiz hissediyor. Böyle hukuk olur mu diye haykırmak geliyor içinden...<ref name=Hasan/>
* Beni ne modernist, ne [[postmodernizm|postmodernist]], ne sürrealist, ne tarihi roman, ne de sosyal realist bir kategoriye koyamazsınız. Ben kendime özgü bir roman sanatı yaratmaya çalışıyorum.<ref name=bianet>{{Web kaynağı | başlık = "Beni Hiçbir Kategoriye Koyamazsınız!" | url = https://web.archive.org/web/20030803091627/http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | tariharşivurl = 23 Nisan 2003 | yayıncı = BİA Haber Merkezi | yazar = Hamza Aktan | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}</ref>
https://web.archive.org/web/20030803091627/http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | tarih = 23 Nisan 2003 | arşivtarihi = 3 Ağustos 2003 | yayıncı = BİA Haber Merkezi | yazar = Hamza Aktan | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}</ref>
* Benim romanım farklı olmalı, farklı bir tarihi, farklı insani öyküleri, farklı kaderleri anlatmalı. Ben yazarken, özellikle bastırılmış, yok edilmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok fazla güçlük çekmiş insanların yaşamlarına ilgi duyuyorum. Onları yazmaya çalışıyorum, resmi tarih benim ilgimi çekmiyor.<ref name=bianet/>
* Ben yasak bir dilde yazıyorum. Ve bu benim yazdığım her türlü sözcüğe yansıyor. Ben o ruh haliyle yazıyorum. Ben bu dili 18 yaşında cezaevinde öğrendim. Musa Anter bana öğretti. Ve bin bir güçlükle bir edebiyat dili kurdum. Bir yazarın sahip olması gereken, yazarlığın sürdürülebilmesi için zorunlu olan hiçbir şeye sahip olmayan biriyim. Ne benim devletim oldu, ne kütüphanelerim, ne [[üniversite]]lerim, ne iletişim kanallarım, medyam oldu ne de okuyucularım. Bütün bunları yaratmak gerekiyordu.<ref name=bianet/>
* İyi bir anlatı yaratmanın en önemli koşulu, hakikatin yaratıcı düşünceyle kurgulanıp, bir insani vaka, deneyim, [[duygu]] olarak, olabildiğince canlı karakterlerle anlatılmasıdır.<ref name=milliyet>Milliyet Sanat, Eylül 2007.
* 17 Şubat 2007 tarihinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki "Mehmed Uzun'un Anlatısı" isimli uluslararası sempozyumun kapanış konuşmasının notlarından derlenmiştir.</ref>
* Ben, bana benzer karakterleri yazmıştım. Ben bir mağlup ve mağdurdum; bir öteki ve barbardım; bir yabancı ve sürgündüm. Yazdığım ve yazmayı düşündüğüm karakterler de böyleydi işte. Ben onlara hükmetmeye çalışırken, onlar çoktan beni etkileri altına almış, kaderimi kendi kaderlerinin bir parçası haline getirmişlerdi. <ref name=milliyet/>
* [[Dil]]ler, [[din]]ler ve uygarlıklar dünyanın en [[şefkat]]li, [[hoşgörü]]lü, ötekini kucaklamaya hazır varlıklarıdır. Onları kin ve nefretin aracı haline getiren biziz, bizim çılgın hayallerimiz, ütopyalarımız, ideolojilerimiz ve siyasetlerimizdır.<ref name=pen>{{Web kaynağı | başlık = Sözün onuru insanın onurudur... | url = http://www.pen-kurd.org/Diyarbakir-seminar/docs-tirki/memed-uzun-tirki.htm | tarih = 21 Mart 2005 | yayıncı = PEN | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}
* 2005 senesi 21-24 Mart tarihleri arasında Uluslarası Pen Kulübü'nün düzenlediği Kültürel Farklılık (Cultural Diversity) konferansının açılış konuşması.</ref>
* Ben [[savaş]]ı yazdım ve her şeye, tüm engel, yasak ve tehdide rağmen yine yazacağım. Bu, benim misyonum.<ref name=ömr/>
* Farklılıkları bilmek ve buna uygun davranmak en doğrusu; herkes en iyi yaptığı şeyi yapmalı.<ref name=ömr/>
* Dil, hem bireyin hem ulusun ruhudur. Bireysel ya da toplumsal ruh, dil temiz olduğu oranda temizdir.<ref name=BirGün>''Dile Yüklenen Kötülükler''. BirGün gazetesi, 7 Mayıs 2004.</ref>
* Dil, sadece bugün değil, totaliter ideolojilerin hiç sevmediği o farklı dündür de; yani hafızadır, özellikle bugün bizim için çok ama çok gerekli olan hafıza. Dil, kendisine yüklenen misyonlarla aynı zamanda yarındır da; yani gelecektir, bizi ve çocuklarımızı çok ama çok yakından ilgilendiren gelecek.<ref name=BirGün/>
* Dilin ve bireysel, toplumsal ruhun kirlenmesi, toplumların başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridır. Dili ve ruhu söz konusu kirliliklerden temizlemeden, hiçbir sorunu aşmak mümkün değil. Kurtuluş, hak ve [[hukuk]], [[özgürlük]] ve eşitlik dil ve sözle başlar.<ref name=BirGün/>
* Hümanizma, [[demokrasi]], uygarlaşma, küresel düşünme, [[adalet]], [[vicdan]] ve [[merhamet]], edebiyat alanında son derece önemli ve gerekli şeylerdir. İyi bir edebiyat yalnız bu temeller üzerine inşa edilebilir. (...) Bu ölçütler olmadan hiç kimse iyi bir edebiyat yaratamaz. Ne acılar ve sızılar, ne umut ve yüce duygular tek başlarına edebiyat olabilirler. Ama iyi ve edebi bir örgü içinde, sözünü ettiğim ölçütlerle ölümsüz bir edebiyata dönüşebilirler.<ref name=ödül/>
* Edebi söz, özellıkle de roman sanatı çağları, dönemleri, mekanları ve sınırları tanımaz, hepsini önüne katar, onların üzerinden atlar ve her zamana, her mekana ulaşır.<ref name=ödül/>
* Mazlumiyetim dünyaya gelmemden önce başladı; gözlerimi yasaklanmış bir dil, kimlik ve kültürün içine açtım. Adıma varana kadar her şey yasaktı.<ref name=ödül/>
* Yoksulluk, yokların içinde doğup, çoğunlukla yok olmaktır. Yoksulluk erdem değil, yoksulluktan edebi, sanatsal bir zenginlik yaratmak erdemdir.<ref name=eyvind>8 Ekim 2003 tarihinde, Stockholm'de Eyvind Johnson Kulübü'nün yıllık kongresinde yaptığı konuşmadan.</ref>
* Benim Türkiye ile ilişkilerim, doğduğum günden bu yana hep problemli oldu. Türkiye'nin benim için öngördüğü geleceği kabul etmediğim için hep sıkıntı çektim.<ref name=eyvind/>
* Ben Kürtlerden, Türklerden, kimden gelirse gelsin anti-demokratik ve totaliter anlayışlara, girişimlere, ilişkilere karşıyım. Şiddet yanlısı değilim, sevmiyorum ve şiddetin Kürtlere hiçbir yararı olmayacağını düşünüyorum.<ref>Belma Akçura (Kasım 2005). Milliyet gazetesi.</ref>
* Yazarların yargılanması ayıp ve çirkin şeyler. Bunları protesto ediyorum. Ne yazık ki, yasalarda düşünmeyi sınırlandıran fazlasıyla yasaklar var. Bunların ortadan kaldırılması gerekli.<ref>{{Web kaynağı | başlık = Düşünenler Pek Dertli! | url = https://bianet.org/bianet/medya/70483-dusunenler-pek-dertli | yayıncı = BİA Haber Merkezi | tarih = 22 Kasım 2005 | erişimtarihi = 4 Temmuz 2018}}</ref>
* Devlet bütün bir halka terörist muamelesi yapıyor. Ama şuna şahidim, Kürtler kesinlikle şiddet istemiyor. (...) Demokratikleşme adımları atılmazsa, Türkiye'yi [[PKK]]'dan çok büyük tehlikeler bekliyor. Türkiye, PKK'nın ve diğer Kürt örgütlerinin aysbergin görünen yüzü olduğunu bilmeli. Çok ciddi, ağır bir Kürt sorunu var Türkiye'de. PKK'yı çözsen bile Kürt sorunu çözülmez. Yarın PKK'dan yüz kat daha radikal, daha güçlü, daha kitlesel başka hareketler çıkar. Bu kesin.<ref name=Radikal>{{Web kaynağı | başlık =
Mehmed Uzun’un ölümünden önceki son röportajı | url = http://www.ensonhaber.com:80/gundem/86820/mehmed-uzunun-olumunden-onceki-son-roportaji.html | arşivurl = https://web.archive.org/web/20130616021723/http://www.ensonhaber.com:80/gundem/86820/mehmed-uzunun-olumunden-onceki-son-roportaji.html | arşivtarihi = 16 Haziran 2013 | tarih = 12 Ekim 2007 | yayıncı = En Son Haber | erişimtarihi = 4 Ağustos 2018}}
* Neşe Düzel'in hazırladığı bu röportaj, ilk kez 16 Temmuz 2007'de Radikal gazetesinde yayınlanmıştır.</ref>
* İyi bir yazar, insani duyguların evrensel oldugunu bilir ve bunları anlatır.<ref name=Radikal/>
* Biz tahammülü unuttuk. [[Sabır|Sabrı]], vicdanı, merhameti unuttuk. Adalet ve utanma duygusunu yitirdik. Türkiye'de utanma duygusu yok. Utanma duygusunu yitirdiğinizde, her şeyi söylersiniz, yaparsınız ve utanmazsınız.<ref name=Radikal/>
 
== Kaynakça ==
148

değişiklik