Mehmed Uzun: Revizyonlar arasındaki fark

Etiketler: Mobil değişiklik Mobil ağ değişikliği
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil ağ değişikliği
::: ''"Devlet kucaklayıcı olursa dağdan inerler."'' (19 Kasım 2006)</ref>
* Kürt yok, Kürtçe yok dediklerini duydukça, o kadar kırılıyordum ki... Mahkemede, böyle bir durumda, insan kendini çok güçsüz hissediyor, çaresiz hissediyor. Böyle hukuk olur mu diye haykırmak geliyor içinden...<ref name=Hasan/>
* Beni ne modernist, ne [[postmodernizm|postmodernist]], ne sürrealist, ne tarihitarihî roman, ne de sosyal realist bir kategoriye koyamazsınız. Ben kendime özgü bir roman sanatı yaratmaya çalışıyorum.<ref name=bianet>{{Web kaynağı | başlık = "Beni Hiçbir Kategoriye Koyamazsınız!" | url = http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | arşivurl =
https://web.archive.org/web/20030803091627/http://www.bianet.org/2003/04/24/18356.htm | tarih = 23 Nisan 2003 | arşivtarihi = 3 Ağustos 2003 | yayıncı = BİA Haber Merkezi | yazar = Hamza Aktan | erişimtarihi = 2 Ağustos 2018}}</ref>
* Benim romanım farklı olmalı, farklı bir tarihi, farklı insaniinsanî öyküleri, farklı kaderleri anlatmalı. Ben yazarken, özellikle bastırılmış, yok edilmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok fazla güçlük çekmiş insanların yaşamlarına ilgi duyuyorum. Onları yazmaya çalışıyorum, resmi tarih benim ilgimi çekmiyor.<ref name=bianet/>
* Ben yasak bir dilde yazıyorum. Ve bu benim yazdığım her türlü sözcüğe yansıyor. Ben o ruh haliyle yazıyorum. Ben bu dili 18 yaşında cezaevinde öğrendim. Musa Anter bana öğretti. Ve bin bir güçlükle bir edebiyat dili kurdum. Bir yazarın sahip olması gereken, yazarlığın sürdürülebilmesi için zorunlu olan hiçbir şeye sahip olmayan biriyim. Ne benim devletim oldu, ne kütüphanelerim, ne [[üniversite]]lerim, ne iletişim kanallarım, medyam oldu ne de okuyucularım. Bütün bunları yaratmak gerekiyordu.<ref name=bianet/>
* İyi bir anlatı yaratmanın en önemli koşulu, hakikatin yaratıcı düşünceyle kurgulanıp, bir insaniinsanî vaka, deneyim, [[duygu]] olarak, olabildiğince canlı karakterlerle anlatılmasıdır.<ref name=milliyet>Milliyet Sanat, Eylül 2007.
* 17 Şubat 2007 tarihinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki "Mehmed Uzun'un Anlatısı" isimli uluslararası sempozyumun kapanış konuşmasının notlarından derlenmiştir.</ref>
* Ben, bana benzer karakterleri yazmıştım. Ben bir mağlup ve mağdurdum; bir öteki ve barbardım; bir yabancı ve sürgündüm. Yazdığım ve yazmayı düşündüğüm karakterler de böyleydi işte. Ben onlara hükmetmeye çalışırken, onlar çoktan beni etkileri altına almış, kaderimi kendi kaderlerinin bir parçası haline getirmişlerdi.<ref name=milliyet/>
* 2005 senesi 21-24 Mart tarihleri arasında Uluslarası Pen Kulübü'nün düzenlediği Kültürel Farklılık (Cultural Diversity) konferansının açılış konuşması.</ref>
* Dünyayı ve özellikle bulunduğumuz tüm bölgeyi bir kin ve nefret mekanı haline getirenler gibi sahtekar ve ikiyüzlü davranamayız; eğer gerçekten sözün onuruna inanıyorsak ve bunun da insanın onuru olduğunu söylüyorsak, o zaman evrensel bir edebiyat dünyası için çalışmak zorundayız.<ref name=pen/>
* [[Türkiye]]'ye ilişkin kendimizi kandırmaya gerek yok; Türkiye, kimi özellikleri aynı olsa bile herhangi bir BanBatı ülkesi değil. Türkiye'de egemen değer yargıları, kültür mirası, geçmiş, tarih, toplumsal hafıza vb. her şey Batı dünyasından çok farklı. Türkiye Cumhuriyeti'nın uygarlık adına yarattığı kayda değer somut bir şeyden söz etmek çok güç ama Türkiye, ülke olarak, [[İslam]], Osmanlı uygarlığına ait bir ülke. Ve en önemlisi, İslam dünyasında Batı'ya en yakın olan ülke.<ref name=EU>19-20 Eylül 2005'te, Avrupa Parlamentosu'nda yapılan, The EU, Turkey and The Kurds konferansında yapılan konuşma metni.</ref>
* Türkiye'nin, Kürt sorununu uygar ve demokratik yöntemlerle çözmediği sürece hep güçsüz, dengesiz ve anti-demokratik olacağı artık iyice anlaşılmıştır. Türkiye'nin Kürtlere tüm haklarını eksiksizce vermesi bir zorunluluktur. Bu, uygar ve demokratik bir ülke ve uygarlıklar diyaloğunun saygın bir tarafı olmanın ilk koşuludur.<ref name=EU/>
* Uygarlık, kılıç, tank, top ve bombayla oluşmaz, tersine insanın özgürlüğünü ve eşitliğini esas alan, insanı daha da özgürleştirip, eşit hale getiren yaratıcı yapıtla oluşur. (...) Uygarlık, özgürlüktür; gelecek, uygarlıkların demokratik diyaloğundadır.<ref name=EU/>
* Dil, hem bireyin hem ulusun ruhudur. Bireysel ya da toplumsal ruh, dil temiz olduğu oranda temizdir.<ref name=BirGün>''Dile Yüklenen Kötülükler''. BirGün gazetesi, 7 Mayıs 2004.</ref>
* Dil, sadece bugün değil, totaliter ideolojilerin hiç sevmediği o farklı dündür de; yani hafızadır, özellikle bugün bizim için çok ama çok gerekli olan hafıza. Dil, kendisine yüklenen misyonlarla aynı zamanda yarındır da; yani gelecektir, bizi ve çocuklarımızı çok ama çok yakından ilgilendiren gelecek.<ref name=BirGün/>
* Dilin ve bireysel, toplumsal ruhun kirlenmesi, toplumların başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridır. Dili ve ruhu söz konusu kirliliklerden temizlemeden, hiçbir sorunu aşmak mümkün değil. Kurtuluş, hak ve [[hukuk]], [[özgürlük]] ve eşitlik, dil ve sözle başlar.<ref name=BirGün/>
* Yasak, ceza, kaçış, mazlumiyet, gurbet, kimsesizlik, çaresizlik ve kahrolası bir kader: Maceramın özeti budur.<ref name=ödül>7 Aralık 2005'te, Irak Kürdistanı Bölgesel Hükümeti tarafından verilen "Onur Ödülü" teşekkür konuşmasından. ''Erbil, Sanatçılar Köşkü.'' Türkçeye çeviren: Selim Temo.</ref>
* Söz, anlatı ve edebiyat insandan ve insanlıktan söz etmeli, çaresiz, çıkışsız insanı anlatmalı, insana ve insanlığa aydınlık bir ayna tutmalı ve insanın ve insanlığın hayatının devamı için hayatın üstüne umut ve güç serpmeli.<ref name=ödül/>
Mehmed Uzun’un ölümünden önceki son röportajı | url = http://www.ensonhaber.com:80/gundem/86820/mehmed-uzunun-olumunden-onceki-son-roportaji.html | arşivurl = https://web.archive.org/web/20130616021723/http://www.ensonhaber.com:80/gundem/86820/mehmed-uzunun-olumunden-onceki-son-roportaji.html | arşivtarihi = 16 Haziran 2013 | tarih = 12 Ekim 2007 | yayıncı = En Son Haber | erişimtarihi = 4 Ağustos 2018}}
* Neşe Düzel'in hazırladığı bu röportaj, ilk kez 16 Temmuz 2007'de Radikal gazetesinde yayınlanmıştır.</ref>
* İyi bir yazar, insaniinsanî duyguların evrensel oldugunu bilir ve bunları anlatır.<ref name=Radikal/>
* Biz tahammülü unuttuk. [[Sabır|Sabrı]], vicdanı, merhameti unuttuk. Adalet ve utanma duygusunu yitirdik. Türkiye'de utanma duygusu yok. Utanma duygusunu yitirdiğinizde, her şeyi söylersiniz, yaparsınız ve utanmazsınız.<ref name=Radikal/>
 
149

düzenleme