"Berkun Oya" sayfasının sürümleri arasındaki fark

→‎Sözler: Düzeltme
(→‎Sözler: Düzeltme)
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
== Sözler ==
 
* Asla öyle snob bir tavır içerisinde değilim. Ben televizyoncu değilim. Beceriksizliğim yüzünden umursamaz gözüküyorum. Yoksa televizyona çıkıp insanları aşağılamak için başka taraflara bakmak gibi bir amacım yok.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.hurriyet.com.tr/konuklara-oyunlar-teklif-ediyorum-kabul-ederlerse-birlikte-oynuyoruz-294356 | başlık = Konuklara oyunlar teklif ediyorum kabul ederlerse birlikte oynuyoruz | yazar = Sibel Arna | yayıncı = ''Hürriyet'' | erişimtarihitarih = 6 Şubat 2005 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* [[İnsan]] etkilenmeye çok müsait bir varlık.<ref name = ice>ICE, Müjde Yazıcı, Aralık 2009.</ref>
* İnsan ne yapıyorsa en iyisini yapmak zorundadır. En iyi olan da kendi bildiğin gibi yapmaktır.<ref name = ice/>
* Ben tiyatronun sorunlarını tartışırken kendimi [[Woody Allen]] filminde gibi hissediyorum.<ref name = ice/>
* Birbirine anlayış göstermek zorunda kalan insanların temeli sağlam bir [[iletişim]] kurması pek mümkün olmuyor.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.radikal.com.tr/kultursanat/hic_degilse_bes_dakika-921075 | başlık = "Hiç değilse beş dakika..." | yazar = Gönül Koca | yayıncı = ''Radikal'' | erişimtarihitarih = 11 Şubat 2009 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* Benim için önceliği olan, beni en çok heyecanlandıran ve devamlılık içerisinde yapabileceğime inandığım şey yazmak.<ref>{{Web kaynağı | başlık = Yaptığınız İş Seyirciyi ve Oyuncuyu “Hop”latmalı | url = http://mimesis-dergi.org/2011/01/yaptiginiz-is-seyirciyi-ve-oyuncuyu-hoplatmali/ | yazar = Gülsün Odabaş | yayıncı = Mimesis | erişimtarihitarih = 26 Ocak 2011 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* Tiyatronun en buyuk tehlikesi, tiyatroya benzemesidir.<ref>Bir+Bir, Nisan-Mayıs 2011.</ref>
* Tiyatro sevmiyorum ama sizin yaptığınız işi seviyorum diyenler var, küfür mü, iltifat mı belli değil, ama ülkemizde böyle bişeybir şey var.
** (24 Eylül 2011'de katıldığı NTV Cumartesi programından)
* Sevmek ve değer bilmek ne öğretilir, ne genetiktir. İnsan sevmek ve değerini bilmek, kabiliyettir.<ref name = Halı>{{Web kaynağı | başlık = Halı | url = http://www.radikal.com.tr/yazarlar/berkun_oya/hali-1111980/ | yazar = Berkun Oya | yayıncı = ''Radikal'' | erişimtarihitarih = 14 Aralık 2012 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* İletişim, insanlar birbirini yormadan ve zorlamadan anladıklarında kıymetlidir. Gönülden, beklentisiz ve özgür olduğunda. İlle anlaşmak için değil, anlamak için insanları, insanlarla konuşup, hayatla anlaşmak için gerekli iletişim.<ref name = Halı/>
* Asıl suç, suçlu hissetmektir zaten çoğu zaman ve biz suçlu hissederek gizleriz bu suçu, kendini yutan kara deliktir suçluluk duygusu. Bir insana kıymak da illa şakağına silah dayayıp tetiği çekmekle olmuyor, gerçeğin, sevdiği biri tarafından insandan gizlenmesi de bir tür cinayet. Üstelik gerçek, kendinden kaçanı en gülünç durumlara düşürüyor her zaman. Bir gün geliyor, gerçekten kaçanlar, tutmayan dizilerin çakma jönleri gibi kalıveriyorlar ortada.<ref>{{Web kaynağı | başlık = Post-Grib | url = http://www.radikal.com.tr/yazarlar/berkun-oya/post-grip-1120427/ | yazar = Berkun Oya | yayıncı = ''Radikal'' | erişimtarihitarih = 8 Şubat 2013 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* Her insan, özündeki acı anlamsızlığıyla bizi dipsiz kuyularda merdivensiz bırakan bu hayatı, mümkün mertebe katlanılır kılmaya çalışır. Kendi meşrebince, kendi becerisi kadar. Mükemmel bir hayat yoktur. Mükemmel, mümkünü imkânsız kılar. Mesele, hayatı mümkün kılmak. Mükemmel, insanı bozar.<ref>{{Web kaynağı | başlık = Bedreddin | url = http://www.radikal.com.tr/yazarlar/berkun-oya/bedreddin-1122428/ | yazar = Berkun Oya | yayıncı = ''Radikal'' | erişimtarihitarih = 22 Şubat 2013 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* İnsan her ne yapıyorsa yapsın insanların ne düşündüğü umrundadır tabii. Tuvalette tek başına aynaya falan bakmıyorsa tabii. Hatta tuvalette tek başına aynaya bakıyorsa da insanların ne düşündüğü umrunda olduğu için bakıyordur herhalde. Ama önceliğim insanların ne düşündüğü değil herhalde.<ref name=Hürriyet>{{Web kaynağı | url = http://www.hurriyet.com.tr/yazmak-kalabalik-bir-is-bir-odaya-zor-sigdigi-bile-oluyor-22979073 | başlık = Yazmak kalabalık bir iş bir odaya zor sığdığı bile oluyor | yazar = Ezgi Atabilen | yayıncı = | erişimtarihitarih = 7 Nisan 2013 | erişimtarihi = 10 Eylül 2018}}</ref>
* Oyun yazma süreciyle ilgili alışkanlıklarım ya da belirgin bir düzenim, kullandığım bir metot, her seferinde çalıştığını düşündüğüm bir yöntemler bütünü falan yok yani. Zaten çok kusursuz bir şuur hali içinde de yazmıyorum. Oyun değil, ne yazarsam yazayım yani. Biraz kalabalık iş, yazı yazmak benim için. Bir odaya zor sığdığı bile oluyor bazen o kalabalığın, bazı şeyleri yazarken.<ref name=Hürriyet/>
* Yazdığım şey üzerine konuşmayı çok seven birisi de değilim zaten ama bunun ötesinde beceremiyorum da. Konuşmam istendiğinde de sırf o zamanı doldurmak için boş laflar ederken bulabiliyorum kendimi. O yüzden yazılanlarla ilgili başkalarının ne düşündüğü daha önemli galiba.<ref name=Zero>{{Web kaynağı | başlık = BERKUN OYA | yazar = Haziran Düzkan, [| url = http://www.zeroistanbul.com/insanlar/roportajlar/tiyatro/berkun-oya#! | yayıncı = ''Zero İstanbul'' | tarih = 21 Şubat 2016 | erişimtarihi = 10 Eylül röportajı]2018}}</ref>
* Çok oyun izleyen, tiyatroya giden, tiyatroyu merak eden, yeni yapılan şeyleri takip eden filan biri değilim. Peynir tütsüleme teknikleriyle bile daha ilgiliyim diyebilirim. Yani ben çok fazla, “iki kalas bir heves”, alkışlar, sahne tozu falan öyle bir kafam yok, tiyatroyla öyle bir bağım yok. Tiyatro bir anlatım biçimi olarak hayatımda var ama pek tiyatro delisi olduğumu söyleyemem.<ref name=Zero/>
* (Oyun yazmakla ilgili) Bir metodum yok. Her zaman dağınık bir süreç, her zaman bitmeyen bir dağınıklık zaten. Kendi içinde bir düzeni her zaman var ama yine de kocaman bir dağınıklık.<ref name=Zero/>
148

değişiklik