"Atatürkçülük" sayfasının sürümleri arasındaki fark

değişiklik özeti yok
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
*Bana göre Atatürkçülük şudur: Atatürk'ün yaşadığı dönemde, içinde bulunan koşullara en akılcı yoldan çözümler getiren uygulamalar toplamıdır. - [[Aziz Nesin]]
*Sosyalizm esas olarak bir aydınlanma türevidir, başka türlü de olamaz. Aydınlanma hareketinin arka planında da Ortaçağ'a karşı başkaldırı vardır, Kemalizm de Türkiye'nin Ortaçağı'na karşı bir başkaldırma içerdiği için ilerici bir harekettir. - [[Korkut Boratav]]
* Kemalizm bir dar görüşlülük olarak yıllarca düşman icat etmeden bu ülkeyi yönetemeyeceğini, bir yönetme ve sorun çözme kabiliyetinin olmadığını gösterdi. Bu dar görüşlülük şimdi başka bir dar görüşlülükle yer değiştirdi. - [[Sırrı Süreyya Önder]], Fatih Altaylı'nın sunduğu ''Teke Tek'' programında (24 Ocak 2012)
*Kemalizm, emperyalist boyunduruk altında olan yarı sömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır. - [[Mahir Çayan]]
** [[Sırrı Süreyya Önder]], Fatih Altaylı'nın sunduğu ''Teke Tek'' programında (24 Ocak 2012)
*Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde birisi bu görevi devralır. Yoksa kristal küre yere düşer ve tuz buz olur... İşte o zaman dünyanın kaderinin korunması başka bağımsız ülkelere kalır. [[w:Cemal Abdünnasır|Nasır]], benim dostumdur ancak ondan önce dünyanın geleceğinin korunması [[w:Türkiye|Anadolu]]’ya düşer. Anadolu’da Kemalistler tarafından kurulan devletin temeli [[bağımsızlık]]tır. Bu yüzden Anadolu, dünyanın kaderini kurtarma görevini omuzlarına alır. - [[Josip Broz Tito]], Yugoslavya’nın kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmadan (12 Mart 1978)<ref>[http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/hgdmakale/2014-2/20.pdf "Josip Broz Tito" (Stj. Av. Erdal ARAP – Stj. Av. Selcen BAYÜN)]</ref>
*Kemalizm, emperyalist boyunduruk altında olan yarı sömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır.
**[[Mahir Çayan]]
{{Vikiler|
commons= Atatürk |Atatürk
m= |
}}
== Kemalizm ve Orduordu ==
 
== Kemalizm ve Ordu ==
1911'de Vardar'da alay komutanı Andertin, bardağını "Arnavutluk ayaklanmasını bastıran Osmanlı ordusu onuruna" kaldırır. Bunun üzerine Mustafa Kemal söze girerek şöyle der:
*Türk ordusu için iç savaşta başarıya ulaşmak bir zafer değildir. Bu olayın onuruna, ülkeyi seven bir adam olarak ve Türk subayı olarak sevinip kadeh kaldıramam. Bundan ancak üzüntü duyabilirim. Arkadaşlar, bana dikkat edin, sözlerime kulak verin. Osmanlı ordusu değil Türk ordusu bir gün gelecek, Türk varlığını, Türkün bağımsızlığını kurtaracaktır. İşte asıl o vakit sevineceğiz, öğreneceğiz. İşte o vakit Türk ordusu görevini yapmış olacaktır.
Bu sözler, Atatürk'ün ordunun işleviyle ilgili genel yaklaşımını yansıtır. Ama Kemalizm açısından asıl önemli olan, Atatürk'ün kafasındaki "ordu-siyaset" ilişkisidir. 1924'te TBMM açış konuşmasında şu tümceler vardır:
*Sayın üyeler, ülkenin genel yaşamında ordunun siyasetten soyutlanması Cumhuriyetin her zaman gözönündegöz önünde tuttuğu temel bir ilkedir. Şimdiye kadar izlenen bu yolda Cumhuriyet orduları vatanın güvenilir ve güçlü bekçileri olarak saygın ve kuvvetli kalmışlardır.
Atatürk daha ileri yıllardaki bir konuşmasında da şöyle demiştir:
*Arkadaşlar, tüm tarih bize gösteriyor ki uluslar yüce hedeflerine ulaşmak istediklerinde bu coşkularının karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu geneli içinde büyük bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki Türk ulusu ne vakit yükselmek için bir adım atmak istemişse, önünde hep önder olarak, yüksek ulusal ülküyü gerçekleştirecek hareketlerin kılavuzu olarak, kendi kahraman çocuklarından oluşan ordusunu görmüştür... Bu evlatlarımız arasında yarının kahramanlarını yetiştiren öğretmenlerimiz de vardır... Ben büyük ordumuzun subaylarından ve onlarla birlikte olan, fikriyle, vicdanıyla ve bilim anlayışıyla ulusal kahramanlığı katılmaya hazır Türk gençlerinden söz etmiş oluyorum.
*Subaylar partide kaldığı sürece, ne güçlü bir partiye ne de güçlü bir orduya sahip olabiliriz. Üçüncü kolorduya bağlı subayların çoğunluğu aynı zamanda partinin de üyesidirler, etkili bir güç oluşturduklarını ise söylemek zordur. Buna karşılık, parti de halkı kendine çekme imkânına sahip değildir; çünkü gücünü ordudan almaktadır. Partide kalmak isteyen subayların ordudan istifa etmeleri kararını burada verelim. Ayrıca geleceğin subaylarına siyasal ilişkiler kurmayı yasaklayan bir kanunun kabulüne de ihtiyacımız vardır.''
 
== Kemalizm ve Gençlikgençlik ==
 
Atatürk 30 Ağustos 1924'te Dumlupınar'da şöyle sesleniyordu gençliğe:
*Sayın gençler, yaşam savaşımdır. O nedenle hayatta sadece iki şey vardır: Yenmek, yenilmek. Size, Türk gençliğine verdiğimiz ve bıraktığımız vicdani armağan, sadece ve hep yenmektir ve inanıyorum ki hep yeneceksiniz. Ulusun saygınlığı ve yükselme koşulları bakımından yapılacak işlerde ve atılacak adımlarda hiç duraksamayınız. Ulusu o yükselişe ulaştırmamızı önleyecek engellere hep birlikte göğüs gereceğiz... Kesinkes o amaca ulaşacağız. Bu ulus sizin gibi evlatlarıyla hak ettiği yüceliğe erişecektir.
 
== Kemalizm ve Kadınkadın ==
 
Atatürk, Türk kadınını yeniden topluma kazandırmakta kararlıydı. Şöyle diyordu:
*Kadın konusunda biçim ve kıyafet ikinci derecede kalır. Kadınlarımız için asıl savaşım alanı, başarılı olunması gereken alan, kültürle, aydınlıkla, gerçek erdemle donanmaktır. Ben sayın hanımlarımızın Avrupa kadınlarının gerisinde kalmayacaklarına, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacaklarına, nur ve kültürle donanacaklarına kuşku duymayan, buna kesinlikle inananlardanım.
 
== Kemalizm ve Sosyalizmsosyalizm ==
 
*Komünizm sosyal bir konudur. Ülkemizin durumu, sosyal koşullar, dinsel ve ulusal geleneklerimizin baskısı, Rusya'daki komünizmin bizde uygulanmasının elverişli olmadığı inancını doğrular niteliktedir. Biz ne Bolşevikiz, ne de komünist. Ne biri, ne öbürü olamayız. Çünkü biz milliyetçi ve dinimize saygılıyız. Bizim hükûmet biçimimiz tam bir demokrat hükûmettir.
*Devlet yapısını yaşatmak için dışarıya başvurmaksızın memleketin kaynak ve gerekleriyle yetinme tedbirlerinin bulmak gerekir ve mümkündür.
 
Kemalizm düşüncesinin gelişmesinde büyük katkıları olmuş [[Hakimiyeti''Hakimiyet-i Milliye]]'' gazetesinde [[Hüseyin Ragıp]] imzalı 6-8 Mart 1921 imzalı makale devlet sosyalizmi konusuna açıklık getiriyor:
*Sağa mı? Sola mı? Nereye Gideceğizgideceğiz? Herhalde sağa değil. Çünkü insanlar fikirleriyle, halsiyetleriylehaysiyetleriyle, ilimleriyle devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar. Eski tarihin insanlığı kendi kendine bağlayan bağları, bilhassa Umumi Harb'in yaptığı büyük sarsıntıdan sonra, büsbütün gevşedi. Ve sola doğru, bazı memleketler seri ve hamleli, bazı memleketler de yavaş ve temkinli bir yürüyüş başlattı.
Şüphe yok, insanlığın düşünüş tarzı, çok derin ve esaslı bir inkılap devresindedir. Bir taraftan krallar, imparatorlar, sağ kanatta merkez partileri ve mutlakiyet parlamentoları zayıflıyor. Diğer tarafdantaraftan sosyalistler, hak taraftarları, halkçılar kuvvet kazanıyor. Bu değişim karşısında Türkiye ne tarafa dönecek?
 
Üretim ve üretim vasıtaları bireysel vasfı kaybederek ortak olmaktadır. Fakat onların mülkiyeti bu gelişmeye tabi olarak ortak olamamış, bireysel ve kişisel kalmıştır. Cihan inkılabı işte bu son gayri tabiilikten çıktı. Bu ihtilalin müdafamüdafaa ettiği dava şudur: "Üretim ve üretim vasıtalarını gelişme ortak bir hale getirdi bu ortak mesai ve teşkiletınteşkilatın menfaatımenfaati dade ortak olmalı, şahisşahsi olmamalıdır. Hiç şüphe yok ki bu dava haklıdır. Çünkü üretim müesseselerinin şahıslar elinde kalması, makineler sayesinde çoğalması lazım gelen refahı akamete uğratıyor. Fabrikatörler çağunluklaçoğunlukla insanlara faydalı olan şeyleri değil, çok para eden maddeleri üretmeye çalışıyor. Tacirler, staklarınıstoklarını memleketin muhtaç bölgelerine değil, çok para eden bölgelerine taşıyorlar. Bankalar sermayeleri, insanları sefaletten kurtaracak zeminlerde, insanların hayrı için değil vurgunculuğun çok olduğu yerlerde sarrafların mefaatlerimenfaatleri için işletiyorlar.<ref>Gizlenen Atatürk Belgeseli 8. Bölüm</ref>
 
Atatürk Hakimiyeti''Hakimiyet-i Milliye'' gazetesinde 24 Ekim 1920 tarihli yazısında şunları söylüyor:
*Mesleki Temsil, Avrupa’da yoktur. Çünkü Avrupa, demokrasi sistemi üzerinde duruyor. Rusya’da ise hususi bir şekilde vardır. Yani mesleki temsilin esası ve sebebi olan mesleki teşekkül mevcuttur ve büyük bir süratle gelişiyor.
 
Mesleki Temsil demek, Türkiye’de mesleki teşkilatı süratle vücuda getirmekten ibaret geçici bir tedbirdir. Esası, memleket işlerinde hakiki, milli ve bilhassa salim bir tarzda "emek" düsturunu hakim kılmaktan ibaret olan sosyalizm, yani komünizmdir.
 
Memlekette her şeyden evvel emeği hakim kılmak, zararlı mücadeleleri ve bilhassa bürokrasi tahakkümünden ibaret olan hükûmet kuvvetlerini ortadan kaldırarak, bütün kudret ve salahiyeti halkın çalışan kısmına vermek lazımdır. Ancak emek erbabı, yeni tabiriyle emekçiler, genel hizmetler meselelerinde cahil bulunmaları hasabiylehasebiyle iyi kullanamayacakları için süreç gerekmektedir. Mesleki Temsilin düzenli uygulanması durumunda sosyalizm kaidelerinin bütün esaslarının, memlekette kolaylıkla ve verimli bir surette tatbiki mümkün olacaktır.
 
Mesleki Temsil, zaruri olarak tamamen komünist bir programın parçasıdır. Bunu müdafaa edenler, memleketin ancak sosyalist-komünist bir programla idare edilebileceğine kanidirler.
Mesleki Temsilin başlı başına bir program ve bir hükûmet tarzı değil, beklide aslında genel manadan bağımsız bir alet ve vasıta olduğunun en büyük bir delili de, bunun en komünist bir tarz için bir alet olduğu kadar, aristokrat temsil tarzı için de bile alet olabileceği hakikatidir. Biz bu usulün, yahut daha doğru bir tabir ile bu aletin, memlekette tamamen "komünist" bir idare için kullanılmasını istiyoruz ve tamamen kani buluyoruz ki, bu alet bizi istediğimiz gayeye götürecektir.<ref>Hakimiyeti Milliye</ref>
 
== Kemalizm ve Komünizmkomünizm ==
*Komünizme karşı çare vardır. O da komünizmin ilke ve kurallarını ülkemizde uygulanabilirliğini anlamak ve tüm ulusumuza anlatmaktır. Bu gerçekler ulusumuzun çoğunluğunca tam olarak anlaşılırsa, ya yeteneğimiz vardır yaparız ya da uygulanabilir değildir, anlarız. Korkar, yapmayız. Ancak uygulanabilirliği olmadığı halde uygulamaya kalkışacak olanlara karşı hükûmet her yola başvurmakta kendini haklı sayar.
*Türkiye hiçbir zaman komünist olmayacaktır. Çünkü Türk hükûmetinin ilk amacı halka özgürlük ve mutluluk vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halka da iyi bakmaktır.<ref>Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, c. III, s. 99</ref>
:Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925)
:Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)
 
=== İnsan ve İnsanlıkinsanlık sevgisi ===
:İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931)biz kimsenin düşmanı değiliz. yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.1936
:
:Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1936)
 
=== Akılcılık, bilimcilik, gerçekçilik ===
::Bizim, akıl, mantık, zekayla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925)
::Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)
=== Ulusal Egemenlikegemenlik ===
:Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir. (1923)
 
== KaynaklarKaynakça ==
<references/>
 
6.566

değişiklik