"Ruşen Eşref Ünaydın" sayfasının sürümleri arasındaki fark

==Gazete yazıları==
* Bugün hepimizin kalbindeki bu duyguyu büyük bir ölü, vaktiyle oğluna şöyle anlatmıştı:
: "Ümidimiz bu: Ölürsek de biz, yaşar mutlak
: Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak."
: Şimdiki hür Türkiye halkının yarınki hür Türkiye halkına vasiyeti işte ancak budur!..<ref>Ünaydın, Ümit, 1921</ref>
* Çocukluğumuzdaki o ihtiyar nesil çekildikten sonra dünyamız gene gülümsemeyle dolu kalacak sanırdık! Meğer ne yanılmışız! Şimdi bizim neslin daha gençliğinde çektiği acılar ölen ihtiyarların yüz yıla yakın zamanda gördükleri cefanın yekûnunu da aştı.<ref>Ünaydın, Hicret, 1921</ref>
* Dokuz süngü yiyen bir Mehmetçiğin, önüne üç Yunan askeri katıp yaralarına rağmen vücudunu da bu canlı ganimetleri de kendi karargâhına teslim ettiğini hepimiz biliyoruz... Falih Rıfkı'nın "Ateş ve Güneş"te dediği gibi: "Her zaman düşman bizden çok, biz düşmandan kaviyiz."<ref>Ünaydın, Manevî Kuvvetimiz, 1921</ref>
* Dün kendisine millet tarafından başkumandanlık verilen Mustafa Kemal, bugün her zamandan ziyade Türk azmini, Türk imanını şahsında topluyor. O, milletin hizmetindedir; millet de onun hizmetindedir. O biziz, biz oyuz!<ref>Ünaydın, Azim ve İman, 1921</ref>
* Etrafında İsmetler, Refetler, Kâzım Karabekirler, Fevziler gibi her biri bir ordu sağlamlığında kudretli ve namuslu kumandanlardan, her biri bir ateş parçası subaylardan halesi olan inanınız bu mülkün ışığıdır... Ve bu son zafer dünyaya gösterdi ki Anadolu'da Yunan istilası küstah bir hayaldir. Hakikat olan Türk varlığıdır...<ref>Ünaydın, Gazasını Tebrik/Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya, 1921
</ref>
: ''Sakarya Zaferi için''
* Ey gürültüsü yüzlerce yıldır dünyayı tutan Türk askeri! Yüzlerce yıldır alnının yazısı bu iken, şu cefalar yekûnu içinde hâlâ dimdik, hâlâ kaskatı, hâlâ bıkmamış, yılmamış, hâlâ coşkunsun, hâlâ ateş gibisin! Seni yeryüzünün tanıdığı en sürekli kuvvet, hayat ve cefa denen güçlerin bile kıramadığı kuvvet diye seyrettim!..<ref>Ünaydın, Asker Geçerken, 1922</ref>
* Ey Türk müncîsi ve hak eri, senin gününde yaşadığım için fânilerin en bahtiyarlarından biriyim.<ref>Ünaydın, Müncînin Huzurunda Esir Generaller, 1922 </ref>
: ''Mustafa Kemal Paşa için''
* Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı daima kuvvetleri kuvvetinden üstün sayılan çetin varlıklarla didişmekten haz duyar cidalci bir kudret olarak tanıdım. Harbiye'den neş'etiyle beraber Sultan Hamid istibdadına karşı mücadele, Otuz Bir Mart İsyanı'na karşı Hareket Ordusu'na iştirak, Trablus'ta İtalyan tecavüzüne mukabele; Çanakkale'de İngiliz, Muş ve Bitlis'te Çar gururunu kırışı... Bir zamanlar her hükûmet adamının saydığı Alman nüfuzuna karşı duran, mütarekeden sonra içli dışlı bir sürü düşman kuvvetine karşı millî hareketi ikame ve idame...<ref>Ünaydın, Büyük Hitabeye Dair-I, 1922</ref>
* Kimi evladını, kimi ıyalini, kimi anasını düşünüyor... Fakat onlara teselli, neşe, faaliyet ve samimiyet veren şey bir millet fikrine hizmet etmek, o uğurda her türlü fedakârlığa hiç tereddütsüz katlanmak gayesidir. Hepsi de "Bunu post kapmak, fırkacılık etmek için yapmıyoruz!" diyorlar. Allah versin, öyle olsun.<ref>Ünaydın, Sivas'ta Kongre Binası ve İçindeki Hayat, 1919</ref>
: ''Sivas Kongresi'ne katılanlar için''
* Mustafa Kemal Paşa, Anafartalar'daki hizmeti üzerine dahi kendini mirlivalığa terfi ettirmemiş olmalarını mülakat günlerinden sonralardaki hususi konuşmalarında ara sıra bir nevi sitem ve ibretle söylerdi. Ancak Muş'u, Bitlis'i geri aldıktan sonra mirliva olmuştu. Fakat Paşa, Çanakkale kazancından sonra Edirnelilerin kendisini bir fatih gibi karşılamış olmalarını, o cephe gerisi halkının kendisine olanca coşkunluğu ile kadirbilir, hizmetinin değerini vicdan şevkiyle mükâfatlandırır bir kutlayıcı kucak açmış olmasını daima duygulanarak ve Edirnelilere içten sevgi besleyerek anardı.<ref>Ünaydın, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat (1918) Üzerine Yazdığı Yazı Dizisi, 1956</ref>
* . Toprak tesviyelerinin, tünel açılmalarının, ray döşemelerinin ekseriya Türk işçileri, Türk mühendisleri, Türk fen memurları tarafından yapılmakta olması işe büsbütün millî bir güzellik veriyor. Türk kabiliyetinin fen sahasında da inkişaf etmekte olduğunu gösteriyor. Birkaç bin amele bu yüzden hayat kazanmaktadır. Memlekette yeni bir fen nesli yetişmektedir. Güzergâhlara tesadüf eden köylerde ve civarlarda elbet bir sevinç uyanmıştır. Ovalarının ortasında beyaz dumanı gören ve keskin düdüğü işiten Türkler kani olacaklardır ki artık ambarlarında mahsuller yıllanmayacak, çürümeyecek, yok pahasına satılmayacak... Anadolu'nun bir kısım insanları artık öküz, eşek ardında haftalarca yürümekten kurtulacak.<ref>Ünaydın, Demir Yolları Devri, 21 Haziran 1924</ref>
 
==Konuşmaları==
146

değişiklik