"Ruşen Eşref Ünaydın" sayfasının sürümleri arasındaki fark

: "Kaldın cihanda bir ân, her ânın oldu bir devr"
: sözü, denebilir ki Atatürk'ün de tasviridir.<ref>Ünaydın, Yedinci Türk Dili Kurultayında Anlattığı Hatıraları, 1954</ref>
* Ben orada yoktum, sonra kendi ağzından dinledim, etrafına biriken sandallara karşı kadehini kaldırmış:
: "Yurttaşlarım! Buna rakı derler. Biliniz ki bunu ben öteden beri içerim. Şimdi de kadehimi kaldırıp sizlerin şerefinize içiyorum." demiş ve halkın coşkun sevgi gösterileri içinde bâdenûş olmuş!
: Dedikoduları gidermeyi, dedikoduların üzerine kendi hayatının açıklığını sermekle sağlardı.<ref>Ünaydın, Yedinci Türk Dili Kurultayında Anlattığı Hatıraları, 1954</ref>
: ''Mustafa Kemal Atatürk'ün içki anısı''
* Bizleri bağımsızlaştırana bağlanalım! Şair gibi bizler de diyelim ki:
: "Esîr-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten!"
* Ey bizden daha genç olanlar! Bu emekler, bu dilekler sizler içindir! Bu dille sizler, ne mutlu, bizlerden çok ve güzel konuşacaksınız! Hele anaların kucağında ilk sözleri öğrenen Türk çocukları! Ah sizin konuşacağınız, sizin yazacağınız Türkçeyi duysaydım! Sizin ve sizin çocuklarınızın ağzında Türkçe kim bilir ne güzel, ne duru bir varlık olacaktır! Onu yarınki dâhi sanatkârlar kim bilir daha ne imrenilecek yeniliğe ve güzelliğe yükseltecektir. Onlar da unutmasınlar ki bu yolu onlara ilkin Mustafa Kemal açtı.<ref>Ünaydın, Birinci Türk Dili Kurultayı Kapanış Söylevi, 1932</ref>
* "Kemalizm" dedikleri kuru etiket değildir, diri isabettir!<ref>Ünaydın, Yedinci Türk Dili Kurultayında Anlattığı Hatıraları, 1954</ref>
* O gün ondan ayrılamıyordum. "Zaman geçmese olmaz mı?" diye düşünüyordum ve ne gariptir, kendimi tutamayıp ona hastalığını hissettirecek bir zayıflıkta bulunacağım diye de her an iğneler üstünde gibi idim. Biliyordum ki o, acınacak durumda görünmekten son derece iğrenir...<ref>Ünaydın, Yedinci Türk Dili Kurultayında Anlattığı Hatıraları, 1954</ref>
: ''Atatürk'ü son görüş''
* Türkçe: Analarımızın dili, ana dili, diller güzeli... Yerine göre kılıçtan keskin, çelikten sert, kayadan sarp, boradan hızlı, bürümcükten ince, kelebekten uçucu, çiçekten renkli, kokudan tatlı, altından parlak, sudan duru Türkçe...<ref>Ünaydın, Birinci Türk Dili Kurultayı Kapanış Söylevi, 1932</ref>
* Vaktiyle kahraman diye sevdiğimiz, alkışladığımız, inandığımız bir büyük şahsiyetin şu gidiş ve götürüş tarzı korkuyoruz ki bizi uçuruma yuvarlayacak. ZatıâliniziZatıalinizi tanıdığımdan çok bahtiyarlık duyuyorum. Anlıyorum, inanıyorum ki bir felakete düşersek bizi batmaktan kurtarmaya çalışacak kahraman sizsiniz. Benim tanıdığım birkaç genç arkadaşın ümidi budur. Onlar da sizi seviyorlar, tebcil ediyorlar.
: ''1918'de Mustafa Kemal Paşa'ya''
* Vasiyetiyle bağışıyla onların yaşamasını ve yaşatılmasını "nura doğru yürümemizin" en önemli esaslarından ikisi saydığını belirtmiş oldu. Türk Tarih Kurumunu yaratmakla "Kendinizi tanıyın." ve Türk Dil Kurumunu yaratmakla "Özünüzü unutmayın, yabancılıklardan arının." demiş oldu.<ref>Ünaydın, Yedinci Türk Dili Kurultayında Anlattığı Hatıraları, 1954</ref>
146

değişiklik