"Kenan Evren" sayfasının sürümleri arasındaki fark

: ''4 Eylül 1981 günü Sivas'ta yaptığı konuşma''
=== Ş ===
* Şu hususu açıkça belirtmek isterim ki nüfus artışı çok olduğu sürece her alanda olduğu gibi eğitim alanında da sorunlar bitmeyecektir. Daima yenileri eklenecektir. Nüfus hareketleri ile kalkınma arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Nüfusu az ya da nüfus hareketlerini belli bir çerçeveye sokmuş yani hızını azaltmış ülkeler daha çabuk kalkınabilmektedirler. Bunun örneklerini dünya üzerinde daima görüyorum. Kalkınmış ülkelerde nüfusun çok az artması dolayısıyla herkese hizmet götürülebilmektedir. Gezdiğim yerlerde 24 çocuğu olanlara rastladım. İsimlerini bile bilmiyor. Olmaz böyle şey. Bu çocuklara yazık değil mi? Bunlar nasıl beslenip okuyacaklar?
: ''13 Kasım 1987 günü Antalya'da yaptığı konuşma''
* Şuna inanınız ki bu memlekete, bu vatana komünizmi de faşizmi de sokturmayacağız! Bölücülerin ve dinimizi istismar edenlerin yapmak istediklerine müsaade etmeyeceğiz! Atatürk'ün ilkelerini tekrar yerine oturtacağız!
: ''15 Ocak 1981 günü Konya'da yaptığı konuşma''
* Şunu unutmayınız ki dünyamızda yabancı dil bilmeyen kişilerin hayatta muvaffak olmaları bundan sonra mümkün değildir. Hayatınızı kazanırsınız, herkes kazanıyor. Lisan bilen muhakkak ki ötekisinin önüne geçecektir. Onun için askerî liselerde kolej sistemi kabul edildi. Ve Harbiye'de de haftada 3 saat lisan dersine devam ettiriliyor. Ancak burada aldığınız lisan bilgisi buna kifayet etmez. Duraksamadan devam ettirmeniz gerekir.
: ''22 Nisan 1988 günü Kara Harp Okulu öğrencilerine yaptığı konuşmadan''
 
=== T ===
* ... "Tek yol devrimdir!" diyerek yine Marksist-Leninist propaganda yapanlara elbette müsaade edemezdik. Çünkü Atatürk'ün koyduğu inkılapçılık, şimdiki adıyla "devrimcilik" bu değildir. Eğer bu olsaydı, yani Marksist-Leninist düzen olsaydı, bu düzeni kendisi kabul ederdi. Çünkü Marksist-Leninist ideoloji Atatürk'ün zamanında da vardı. Bu, Atatürk'ten sonra meydana çıkmış bir ideoloji değildir. Bunun gibi, "Atatürk koymuştur, Atatürk kurmuştur." diyerek karşımıza çıkanlara deriz ki: "Koyduğu ve kurduğunu çarpıtmadan, saptırmadan, doğru dürüst muhafaza ettiniz mi yoksa yalnız ismi mi ortada kaldı?"