"Kenan Evren" sayfasının sürümleri arasındaki fark

* "Türk ordusu Atatürkçü ilkelerle yetişiyor." diyorlar. Yani Harbiye'de veya Silahlı Kuvvetlerde Atatürkçülüğü öğretmeyelim de Marksizm'i, Leninizm'i mi öğretelim veya şeriat düzenini mi öğretelim? Elbette Atatürkçü çizgide çocukları yetiştireceğiz. Sizleri de öyle yetiştiriyoruz. Sanki bu bir kusurmuş gibi takdim edildi. "Subay, ağzından Atatürkçülüğü düşürmez." Ne söylesin peki? "Atatürkçüyüm." demesin mi?
: ''8 Ocak 1987 günü Çukurova Üniversitesinde yaptığı konuşma''
* Türk ordusu, diğer bazı ülkelerde ortaya çıkan "darbeci" ordulardan biri değildir. 12 Eylül müdahalesi de millî bütünlüğümüze yönelik yıkıcı ve terörist tehditleri yok etmek ve demokrasiyi daha sağlam temeller üzerine oturtmak üzere milletin büyük desteğiyle gerçekleştirilmişti. Müdahalenin hemen ardından demokratik düzene yeniden geçiş için bir takvim açıklamıştık. Söz konusu takvimin tam anlamıyla uygulanmış olduğunu söyleyebilmekten gurur duyuyoruz. Atatürk'ten miras aldığımız temel ilkelerden biri de millî iradenin üstünlüğünün milletten kaynaklandığıdır ve ordunun bu ilkeye bağlılığı hakkında hiçbir şüphe olmaması gereklidir.
: ''11 Ekim 1988 günü Alman Die Welt gazetesi muhabirine verdiği mülakattan''
* Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının sahip olduğu ideoloji ATATÜRKçülüktür. ATATÜRK ilkelerinde birleşme ve bütünleşme sağlanmıştır. İlimin en hakiki mürşit olduğuna inanan Türk Silahlı Kuvvetleri, askerî ve sivil vazifelerine ilişkin sorunları çözmede modern teknikleri en geniş biçimde kullanmaktadır ve kullanmaya devam edecektir.
: ''10 Ekim 1980 günü orduya yayımladığı "Türk Silahlı Kuvvetlerinin Dikkate Alacağı ve Uyacağı Hususlar" başlıklı emrinden''
* Türkiye Cumhuriyeti'nin şu 59'uncu yıl dönümünde Aziz Atatürk'ün ruhu muhakkak ki bizlerle beraberdir, müsterihtir ve mesuttur. Çünkü onun en büyük, en kutsal eseri olan Türkiye Cumhuriyeti bir kere daha kurtarılmıştır.
: ''29 Ekim 1982 günü Ankara'da yaptığı konuşma''
 
=== V ===
* Vatandaş, "Memleket elden gidiyor. Devlet nerede?" diye feryat ederken onlar birbirlerine karşı günlük siyasi oyunlarını, bir de büyük bir marifetmiş gibi, televizyon ekranlarında milletimizin karşısına fütursuzca çıkarak sürdürüp durmuşlardır. Hele iktidar olabilmek için parlamento aritmetiği üzerindeki oyunları, partilerin birbirinden milletvekili kaydırmalarını parlamento tarihimizin en yüz kızartıcı olayları olarak hatırlamamak mümkün müdür!