"Kıbrıs" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Boyutta değişiklik yok ,  10 yıl önce
değişiklik özeti yok
== Kıbrıs Barış Harekatı Üzerine ==
*ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Ecevit'i arıyor:'' Harekatı başlattınız, başarılı da oldunuz. Ama buraya kadar. Hemen ateşkes ilan edin. Zaten Genelkurmay Başkanınız az sonra size ateşkes teklifiyle gelecek.'' <br>[[Bülent Ecevit|Ecevit]], bu sözleri çok ciddiye almıyor. ''Bakarız'' türünden kaçamak cevap veriyor. Telefonu kapattıktan birkaç dakika sonra içeriye dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar giriyor. Elinde 'ateşkes teklifi' var. Ecevit'in nutku tutuluyor. [http://aktifhaber.com/news_detail.php?id=138266 aktifhaber.com]
*Kıbrıs'ın Türk kesiminde savaşmıştım. Savaşta bir ara, karargahtan sarıldığımız ve yakında imha edileceğimiz haberi de gelmişti, "Varaşo" denilen ve bizim "Maraş" çığırdığımız mevziiye ulaşmış ve almıştık, karşıda İngiliz üssünün, Dikelia, ışıkları yanıyordu; sıcak bir Akdeniz gecesinde ılık rüzgarla makiler oynuyordu, bilmiyorduk, düşman-ordularını hücum halinde görüyorduk ve ölmek üzere olduğumuza inanıyorduk. İnandık, ölümü gördük, ama ölmedik; unuttum ve yıllar sonra, Kıbrıs'ın Elen kesiminde konferanslar veriyordum ve konferansları da televizyonlar naklediyorlardı. Başpiskopos Hazretleri dinlemiş, tanışmak istemiş, "insana benzemiyor" demiş, çoklukta, başta Annem, beni hiç benzetemediler, görmek istiyormuş, Elen-Ortodoks dünyasının en yükseğindedir, adı bana hediye ettiği gümüş tütsüde yazılıdır, bir sabah götürdüler. Ben, "insana benzemeyen insan" rolündeydim, çok hoş bir gün geçirdiğimi hatırlıyorum. Ben, Başpiskopos Hazretleri'ne, ölüm yolunu anlattım, her gün biraz daha yükselmektedir, nedense beyaz ve mavi'dir, pek güzel'dir ve Başpiskopos Hazretleri, karışık bir köyde büyümüş, Türk çocukluk-arkadaşlarını anlattı ve çok güzel söylüyordu. O gün ikimiz, bir "Rum" Başpiskopos ve bir "Türk" insana benzemeyen insan, insanlığa doymuştuk. Güzel'dir.
olduğumuza inanıyorduk. İnandık, ölümü gördük, ama ölmedik; unuttum ve yıllar sonra, Kıbrıs'ın
Elen kesiminde konferanslar veriyordum ve konferansları da televizyonlar naklediyorlardı. Başpiskopos Hazretleri dinlemiş, tanışmak istemiş, "insana benzemiyor" demiş, çoklukta, başta Annem, beni hiç benzetemediler, görmek istiyormuş, Elen-Ortodoks dünyasının en yükseğindedir, adı bana hediye ettiği gümüş tütsüde yazılıdır, bir sabah götürdüler. Ben, "insana benzemeyen insan" rolündeydim, çok hoş bir gün geçirdiğimi hatırlıyorum. Ben, Başpiskopos Hazretleri'ne, ölüm yolunu anlattım, her gün biraz daha yükselmektedir, nedense beyaz ve mavi'dir, pek güzel'dir ve Başpiskopos Hazretleri, karışık bir köyde büyümüş, Türk çocukluk-arkadaşlarını anlattı ve çok güzel söylüyordu. O gün ikimiz, bir "Rum" Başpiskopos ve bir "Türk" insana benzemeyen insan, insanlığa doymuştuk. Güzel'dir.
İnsan mı, bitmeyen güzellik'tir.
Böyle düşünmek mi, solculuğun temeli'dir. -[[Yalçın Küçük]]
Anonim kullanıcı