Ana menüyü aç
Bayezid-î Bistâmî'nin Şâhrûd yakınlarında
Bistam'daki türbesi
  • Hak Teala'nın katında gerçek mümin, bir yaratılmışın ondan incinmediği ve bir yaratılmışın incinmesini istemeyendir.[1]
  • Nefsini bilen Rabbini bilir.[2]
  • (Bayezid-i Bistami, Allah'a niyaz etti) Sana nasıl ulaşılır? (Kendisine şöyle hitap edildi) Nefsini bırakıp, öyle gel![3]
  • İbadet on kısımdır. Dokuzu tınmamaktır ve diline malik olmaktır.[4]
  • (Bayezid) Noksanlıklardan arınmışım (Subhanım!) (dediğinde, müritleri) Neden böyle söyledin? (dediler. Bunun üzerine o, onlara) Niçin bana şeriatın gerektirdiği cezayı icra etmediniz? Benden böyle bir lafız geldiğinde derhal her biriniz elinize bir tür silah alıp şer'i ahkamı yerine getirin (dedi. Yine kendisine cezbe galip gelip) Subhan -noksanlıklardan arınmış- zatım ne büyüktür! (sözü hasıl olduğunda müritleri derhal kimisi hançerle kimisi kılıçla ona saldırdılar ancak onu kesemediler. Kendisi tekrar cezbeden uyanınca) Yine o sözü söylediniz (dediklerinde) Peki siz ne yaptınız? (dedi. Onlar) Türlü silahlarla vurduk, ama hiç tesir etmedi (dediler. Bunun üzerine Bayezid elbisesini açtı, baktılar ki vücuduna hiçbiri iz yapmamış. Bunun ardından Bayezid) Bana bir iğne verin (dedi. İğneyi vücuduna batırdı ve derhal kan saçıldı. Bunun üzerine müridlerine dedi ki) Bayezid budur ki bir iğnenin zahmetine tahammül edemez; o 'Noksan sıfatlardan arınmışım' diyen Bayezid değildi (dedi. Bundan sonra dedi) Allah-u Teala talibin gönlüne nazar eder, o gönlü kendi marifetine mahal kılar, dilini onun tercümesi kılar, talibe marifet hasıl olur, marifetullahtan tahsil ettiyse dili söyler. Şöyle ki, Musa -aleyhisselam- "Nihayet oraya varınca, bereketli yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağaç tarafından şöyle bir ses geldi: Ey Musa, yüzünü dön ve korkma, çünkü sen emniyette olanlardansın!" (Kasas, 30) Hitabı ağaçtan geldi; bir yaban ağacından bunun olması caizdir, vakidir, şecere-i insaniden neden vaki olmasın?! (dedi)[5]
  • Doksan dokuz şeyhe yetiştim, her birine hizmet ettim, ama Cafer-i Sadık'a yetişmesem ahir imansız giderdim.[6]
  • Bulanık hale gelmemek için deniz ol.[7]

KaynakçaDüzenle

  1. Eşrefoğlu Rumi, Müzekki'n-Nüfús, s.462, İnsan Yayınları, Birinci Baskı, İstanbul: Temmuz 1996, ISBN 975-574-147-X
  2. Müzekki'n-Nüfús, s.37
  3. Müzekki'n-Nüfús, s.128
  4. Müzekki'n-Nüfús, s.305
  5. Müzekki'n-Nüfús, s.360-361
  6. Müzekki'n-Nüfús, s.383
  7. Müzekki'n-Nüfús, s.386