RepliklerDüzenle

+ Allah’ım beni daha iyi bir cezaevine gönder. - Allah’ım beni de.

+ İdare edeceksiniz tabii! Kemerleri sıkmadan kalkınma olmaz! Memleketini seven herkes kemerlerini sıkacak tabii. Cezaevlerini ise iki misli fazla sıkacağız. O kadar!

+ Burası 4. Koğuştur benim abim, bak camları yoktur, kırıktır. Ne bacası tüter ne de sobası. Her neyse benim abim, ver bir cigara zuladan, yanalım. Burası 4. koğuştur benim abim, ikinci adresimiz. Allah’ımızı sorarsan adı Gardiyan Cafer, lakabı ‘kel onbaşı’. Peygamberimiz desen, o da ekip başı. Her neyse benim abim. Ver bir cigara zuladan, yanalım. Burası 4. koğuştur benim abim. Kader de ikinci adresimiz.

+ Ben de dilekçe yazıyorum. İzmit Cezaevi’ni istedim. Mankafa’ya da yazdım. Yarın mahkemesi var ama kendisi istedi. - Niye İzmit? + Pencereden bakınca anayol gözüküyormuş. Taksiler, otomobiller, otobüsler, kamyonlar. Deniz bile görünüyormuş. - Denizi nah gösterirler sana!

+ Ben yetiştirme yurdunda büyüdüm oğlum! Orada bile aynıydı. Bana masal anlatmayın. Değil mi Şaban? - Aynen. + Demek her tarafta, çocuklar hepsi aynı ha? - Aynı lan! + Ben bu çocukluktan bıktım. Öyle, öyle bıktım ki benim başım, başımı alıyorum gidiyorum. - Nereye? (Gülüşürler)

+ Benim aklım hiç kesmiyor. 4. koğuş değişmez. Dışarıda da hayat yok, kimse kimseye bakmıyor. Herkes koşuyor, herkes telaşla koşuyor. Nereye koşuyor? Anam bana yavru kuşum, güvercinim derdi. Ne güzel saçları vardı anamın. Beni okşardı, beni bağrına basardı. Bana yavru kuşum güvercinim derdi, güvercinim. Karabaş da öldü. Herkes ona ‘topal orospu’ derdi, ben yine de çok severdim.

+ Hey, jandarma! Sor bakalım çocuğa parası var mı? Varsa parası, taksi çağıralım. - Çocuk ölmüş, ölmüş. + Ne! Ölmüş mü?