Ana menüyü aç

Gün Zileli (24 Ekim 1946, Ankara), Türk yazar.


  • Siyasi ve ideolojik zemin kaygandır. Bu kaygan ortamda insan çeşitli hatalar yapabilir ama önemli olan, ayağımız kaysa da düşmemek, düşsek bile ikbal için karşı tarafa geçmemektir.[1]
  • ...Taraf gibi arsızca emperyalizm yandaşlığı yapan gazeteler olduktan sonra. Hep düşünürüm: “Karşıtı” diğerini güçlendirir. Ulusalcılık nasıl Tarafçılığı güçlendirmişse, geçtiğimiz son dört yıl içinde; bugün de Tarafçılık ulusalcılığı güçlendirmektedir.[2]
    • (Nisan 2011)
  • Bugün Aydınlık hareketi çok farklı noktalara savrulmuştur ama ben TİİKP Savunması’na bugün bile yüzde seksen ölçüsünde katılabilirim. TİİKP Savunması’nda, Kürt meselesine oldukça doğru bir yaklaşım söz konusudur. Aynı Savunma’da Ermeni soykırımı açık seçik bir şekilde lanetlenir; keza Dersim’de yapılanlar da öyle ve ordunun, cuntacılığın, keza Kemalizmin esaslı bir eleştirisi de bulunabilir. Keza Aydınlık hareketi, 1974 Kıbrıs çıkartması konusunda, “İşgale nihayet, Kıbrıs’a hürriyet” sloganını atarak sol içinde en düzgün tutumu alan hareket olmuştur. 1975 yılına kadar, devlete ve faşistlere karşı en kararlı mücadeleyi savunan sol örgütlerden biridir. 1975 yılından sonra, Çin’in rotasını izlemek ve kısa yoldan iktidara oynayabilmek için devrimci tutumdan sapmış ve ondan sonra da iflah olmamıştır. Görüldüğü gibi, hiçbir şey tam olarak ak ya da kara değildir.[3]
  • Stalin, pragmatik bir devlet adamıydı. Muhalefetin, sanayileşmede köylülüğü iç sömürge gücü olarak kullanma önerisini aynen alıp uygulamaya koydu. Elbette bunu yaparken, monolitik bir diktatör olarak, önerinin orijinal sahiplerini önce teslim alıp sonra da yok etmek zorunda hissetti kendini.[4]
  • Vatanın tek bir insanla özdeşleştirilmesi nasıl bir mantıktır? Haydi onu geçtik, bir insanın fikirlerine karşı olmayı “hainlik”le suçlamak hangi mantığın ürünüdür? Nazi mantığının, faşist mantığının ürünüdür.[5]
  • Devletten vicdan beklenmez. Onda yürek, duygu vb. türlü insani özellikler yoktur. O, bir leviathan, acımasız bir canavardır. Çıkarları gerektirdiği an sanki geçmişte yaptıklarından pişmanlık duyarmış gibi yaptığı da olur ama bunu da yine gelecekteki çıkarları açısından yapar. Yoksa bunu gerçekten içinde hissettiği için değil. Zaten hissetmek diye bir şey olamaz onda, çünkü hisleri, hatta sinir sistemi de yoktur.[6]

KaynaklarDüzenle