Ana menüyü aç

Hasan Cemal

Türk gazeteci ve yazar

Hasan Cemal, (d. 1944, İstanbul, Türkiye), Türk gazeteci, yazar.

  • 1915’in 24 Nisan günü, Osmanlı devletinin kendi Ermeni vatandaşlarıyla ilgili olarak kepaze sayfalar yazmaya başladığını da yeni yeni öğrenmeye başladık. Birinin haklı deyişiyle: “Ermeniler bu topraklarda öldürüldüklerini, Kürtler de yaşadıklarını kanıtlamaya çalıştılar.” Ne oldu? Gerçekler saklanabildi mi? Hayır...[1]
  • Bedeller ödenmeden, kopuşlar yaşanmadan güzel günlere açılamıyor kapılar... Zaman ve sabır istiyor değişim. İyi ki şiirlerini yazmış Yannis Ritsos. İyi ki romanlarını yazmaya devam ediyor Mario Vargas Llosa... İyi ki varsın İsmail Beşikçi bütün o kitaplarınla...[2]
  • Evet, PKK bir terör örgütü! İnsanlığa karşı suç işlemiş olan bir örgüt. Aklı başında hiç kimse PKK tabelasını legal platformlarda görmek istemez. Böyle bir şey zaten mümkün değil. Ama HADEP'i ne yapacağız? Kapattık, yerine geleni ne yapacağız? Türkiye, Suriye ya da Irak değil. Bu ülkelerde bir parti kapatıldı mı, yenisinin bir daha kurulmasına rejim izin vermez. Oysa bizim rejimin adı demokrasi. Demokrasilerde oyunu kuralına göre oynayan partiyi yasaklayamazsın. Yasaklarsan, rejimin başındaki demokratik sıfatı düşer.[3]
(24 Ocak 2002 tarihli köşe yazısından)
  • Gerçekler suyun yüzüne çıkınca da şaşırıp kaldık. Kürtler de varmış, Kürtçe diye bir dil de varmış, Kürt sorunu diye bir sorunumuz da varmış dedik ama iş işten geçmişti. Onbinlerce insanımız dağlarda öldü, binlerce insanımız faili meçhul cinayetlere kurban gitti, yüzbinler kendi yurtlarında sürgünü yaşadı. Kan ve gözyaşı oluk gibi akarken, kalkınmaya gidecek kaynaklarımız tanka topa tüfeğe yatırıldı. Demokrasi, hukuk ve insan haklarının canına okundu.
  • Roboskî katliamı (Uludere katliamı) ve davası büyük bir kırılma noktası, bir mihenk taşı oldu. Bu ülke artık bir katliam, bir inkâr, bir adaletsizlik daha kaldıramayacak duruma geldi. Biz Fırat’ın batısında yaşayanlar, Fırat’ın doğusunda olanları biliyor, duyuyor ve görüyoruz artık. Ve sessiz kalmaya niyetimiz yok.[4]
  • Silahlı Kuvvetleri’nin terfi sicili birçok açıdan lekelidir. Öyle terfiler vardır ve öyle asker kişiler terfi ettirilmiştir ki, insan hakları ve hukuk açısından hazmetmek zordur.[5]
(Yıl: 2010)

Hakkında söylenenlerDüzenle

  • Son zamanlarda Doğan (Avcıoğlu) hakkında bir sürü şey yazıldı. İki oğlum var, neden onların babası sadece cuntacı ve darbeci diye anılsın? Haksızlık bu. Ben Yön ve Devrim dönemini biliyorum, o ilgisiz bir baba, zor bir eş olabilir ama müthiş bir dava adamıydı. Hayatını buna vakfetti. Hasan Cemal aleyhinde yazıyor ama onun hakkını veren arkadaşları da var. Zaten Hasan o zamanlar çok küçüktü. Bu toplantıları filan bilmezdi. O toplantılar yapılsa bile o götürülmezdi. Gazetelerden kupür kesip arşivliyordu, görevi bir tek buydu. Çekirdek kadroda olduğunu ve Doğan’ın yapmak istedikleri içinde olduğunu sanmıyorum. Ama tabii ölmüş bir adamın kendini savunacak hali yok, atıp tutuyorlar. Şu hale bakar mısınız, onu savunmak bana kalmamalıydı ama kalıyor işte...[6] --Sevil Yurdakul

KaynaklarDüzenle