Osmanlı İmparatorluğu

Güneydoğu Avrupa, Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika'da hüküm sürmüş eski bir imparatorluk
  • Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika olsun Doğu Afrika sahilleri olsun yani Afrika’daki Müslüman toplumlar özelinde en büyük benimsenme sebebi tabii ki hilafetin İstanbul’da olması. Belki halife onların varlığından haberdar değil. Çünkü Afrika’daki Osmanlı hâkimiyetindeki toprakların üzerinde bugün 14 devlet var bilfiil. Osmanlı hâkimiyeti topraklarına, yani bugün Somali, Cibuti, Etiyopya, Eritre, Sudan, Uganda, Güney Sudan da yeni bir devlet oldu, Orta Afrika Cumhuriyeti’ne, biraz içlerine kadar uzanan Çad ve Nijer’in kuzeyinden tabii ki Mısır, Libya, Tunus, Cezayir derken bunların yüzölçümü takriben 14 milyon kilometre kare. Hatta Osmanlı 1585 yılında Yemen üzerinden Kenya’daki, bugün adı Kenya o zamanlar Mombasa’daki, Portekiz hâkimiyetini sona erdirmiştir. Yerel halklar Osmanlı’nın niçin geldiğini biliyorlar. Yani Osmanlı gittiği herhangi bir yerde insanları dört yüz yıl kaldığı sürece kendine benzetmek için uğraşmamıştır.[1]
  • Önce şunu belirtmek lazım Osmanlı devleti hüküm sürdüğü asırlar ve sürekliliği içinde tarihte az bulunur devletlerden biridir. Bu kadar geniş coğrafyada bu kadar farklı dil ve dine mensup insanları merkezi bir imparatorluk idaresi altında tutmak dönemin maddi şartları bakımından son derece güçtü. Bu açıdan Roma'yla kıyaslanabilecek büyüklük ve uzun ömürde bir imparatorluktu. Devletin siyasi ömrü kadar hanedanın da devletle yaşıt olması sürdürülebilirliği son derece güç bir siyasal pratik olarak dünya tarihinde az bulunur. Devletin ömrünün bu kadar uzun olması da biraz da aynı hanedanın yönetiminde olmasının etkisi büyük elbette.[2]
  • Osmanlı, insanlık tarihinin son bin yıllık dönemin en önemli tecrübelerinden biridir. Böylesi bir tecrübeyi devralmak küçümsenecek bir brikim değildir. Osmanlı'yı sadece Viyana kapılarına dayanan bir güç olarak algılamak adeta bozgunda fetih düşü görmeye benzer. Evet, bin yıl içinde Orta Asya'dan Avrupa'ya kadar imparatorluk çapında varlık gösterebilen devlet sayısı bir elin parmakları kadardır. Ve bunun mirasına sahip olmak ayrıcalıktır. Batıcıların inkâr politikalarıyla içine düştükleri komplekse hiç gerek yok.[3]
  • 20. yüzyılın başında, müslümanlığın çağının geçtiği kuvvetli şekilde vurgulanıyordu. Batı emperyalizmi İslâm coğrafyasını sömürgeleştirme işlemini neredeyse tamamlamış, İslâm dünyasının atıf merkezi olan tek hükümran müslüman devlet Osmanlı’nın defterini dürecek hamleleri yürürlüğe sokmuştu…[4]
  • İmparatorluk ve emperyalizm denen unsurları Osmanlı dünyasında pek görmeyiz. Osmanlı tarihini okuyan herkes bilir ki, Osmanlılar fethettikleri yeri otomatik olarak anavatan parçası sayarlardı. Eflak, Boğdan, Kuzey Afrika gibi bazı yerler sistem tam olarak sindiremediği için marjinal tutulmuştur. Onlarla ilişkileri biraz daha zayıf bağlarladır. Ama Anadolu ve Rumeli'de kontrol ettikleri her yer diğerinden farksız olarak bir anavatan parçasıdır. İnsanları, grupları birbirinden ayrı tutma uygulaması görülmemiştir. Yani Batıdaki emperyalist, kolonyal imparatorluklarda gördüğümüze benzer bir yapı Osmanlı dünyasında yoktur. [5]
  • Türkiye Cumhuriyeti’nden evvel gelen 16 Türk devletinin içinde bize arşiv bırakan tek devlet Osmanlı devletidir. Diğer Türk devletleri içinde ömrü Osmanlı’nın yarısına bile ulaşabileni yoktur. Bir diğer özelliği, dil, din, soy, mezhep bakımından tarihin en büyük çeşitliliğini içinde barındırmıştır. Bunları çok sıkıntı yaratmadan idare etmeyi başarmış bir devlettir. Onun bize bıraktığı arşiv, bizim atalarımızın bütün yapıp ettiklerini öğrenmemize imkan veriyor. Bunun yanı sıra şu anda 38 ayrı devlete ayrılmış olan Balkanlarda ve Ortadoğu’daki eski Osmanlı coğrafyasının tarihi de Osmanlı Arşivi içindedir. Osmanlı Arşivi’ni çektiğiniz zaman, o insanların hafızalarını çöpe atmış olursunuz. Türkiye’nin bu bölge ülkeleriyle çok sıkı ilişkisi var. Bu ilişkileri düzenlemekte bu arşivin çok önemli fonksiyonları olduğu muhakkak. Onun için bu arşive uluslararası ilişkiler bakımından da çok önem vermemiz gerekir.[6]
  • Osmanlı’nın durdurulması, tarihin akışını değiştirdi. Osmanlı durdurulduktan ya da tarihten çekildikten sonradır ki, Batılı emperyalistler, özellikle de İngilizlerle Fransızlar, Osmanlı coğrafyasını parçaladılar; haritaları yeniden çizdiler; yapay, sahte devletçikler, şeyhlikler, emirlikler, sözün özü, maşa adamlar ve uydu ülkeler icat ettiler.[7]

KaynakçaDüzenle