Ana menüyü aç

Yaprak Dökümü, Reşat Nuri Güntekin'in 1930 yılında yayımlanan romanıdır.

DiyaloglarDüzenle

— Ben, eski bir insanım. Anlaşmamıza imkân yok. İnsanların paradan başka şeylerle de mesut olacaklarına inanarak yaşadım. O kanaatle öleceğim.
— Tamamıyla haksız değilsiniz. İnsan, mesela ibadet, yahut çalgı ile meşgul olmakla; zerzevat, çiçek, yahut çocuk yetiştirmekte de bir teselli bulabilir. Ancak bunun için de hiç olmazsa yaşayacak kadar bir para lazımdır. Çiçek meraklısısınız; fakat biraz paranız yok değil mi? Ne kadar uğraşsanız topraktan istediğiniz renkte, kokuda bir çiçek alamayacağınıza emin olun... Babasınız, çocuklarınız var, paranız yok değil mi? Evlatlarınız âhir ömrünüzde size bir feci yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet vermezler.

— Ne kadar güzel kalplisiniz. Emin olun ki bu derecesi fazla... Adamakıllı üzülüyorsunuz.
— Üzülüyorum. Muhakkak ki çok üzülüyorum. Fakat zannettiğiniz gibi o kıza değil, kendi çocuklarıma üzülüyorum.
— Kendi çocuklarınıza mi? Ne münasebet!
— Çünkü bu vaka üzerine sizden ayrılmaya mecburum. Çocuklar belki aç kalacaklar da...

SözlerDüzenle

  • Çirkin bir kalbin içine uyanık bir ruh koymak niçin? Beğenilmediğini, her yerde, her şeyde ihmal edildiğini daha çabuk fark etsin diye mi? Çirkinin ağzındaki güzel söz, acizin ağzındaki haklı söz kadar faydasız bir şeydi.
  • Her şey gibi çocukların terbiyesine verilen emek de boş bir gayretti. Kanlarının mayasında, doğuşta ne varsa vakti saati geldiği gibi meydana çıkıyor, hiçbir şey onu değiştiremiyordu.
  • Bu da mı başıma gelecekti? Aç kaldım, rezil oldum, türlü hakarete uğradım. Hepsini sineye çektim. Fakat namussuzluğa tahammül edemem...
  • Temiz bir isim, bir miktar dünyalıkla beraber olursa âlâ; fakat züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir.
  • Nihayet anladı ki, kahve, işsizlikten ve aile dirliksizliğinden doğan ıstıraplara karşı sığınılacak tek köşedir. O da olmasa, mütekaitler için ölmekten başka yapılacak iş kalmayacaktı.
  • FUKARALIK; Ali Rıza Bey için ne güzel bir mektep olmuştu. Her şeyi hakiki rengiyle, hakiki çehresiyle görmeye başladı. Artık kimse bu parasız ihtiyara kendini olduğundan başka türlü göstermek için canım sıkıntıya sokmuyordu. Hatta çocukları bile..
  • Galip insanlar için iyi ve merhametli olmak ne kolay ve şık bir jesttir.
  • İlk zamanlarda bu kadını sevmiyor değildim. Yalnız, her gün bir çirkin tarafını göre göre soğumaya, tiksinmeye başladım. Her şey gibi sevmek de; parası, vakti, az çok rahatı olan insanlara mahsus bir imtiyazmış baba. Hasılı, öyle bir zaman geldi ki, bu kadının yanımda nefes almasına bile tahammül edememeye başladım.
  • Bir aile kurmak onun gözünde bir devlet kurmak kadar ehemmiyetli bir işti.