Avrupa

Dünya'nın kuzey yarıküresindeki bir kıta
  • Avrupa maceramız aydınlarla başladı. Tanzimat aydınlarının Avrupalılığı bir hayranlık hikayesidir. Avrupa, efsunkar oldukları bir medeniyetin beşiğidir. Kafalar karışıktır, sosyal Darwinizmden pozitivizme, liberal özgürlüklerden bilimsel buluşlara uzanan her alanda gözleri kamaşmıştır. Avrupa ile ikinci maceramızı doğru dürüst büyük şehir görmeden Almanya kapılarına düşen Anadolu insanı ile başlar. Şaşkın, biraz da hayran ama kaygılıdır aydınların aksine. Biraz para biriktirip hemen dönmek niyetindedirler. En büyük kaygılarından biri dinlerini yaşama, hatta muhafaza etme konusundaki çekinceleridir. Birkaç yıl sonra dönemediler ama orda kendilerine ait varoluşsal bir alan açmasını bildiler. Belki eğitimli değildiler, dini bilgileri bile yüzeyseldi ama Müslümanlıklarının farkında olarak varoluşlarını anlamlandıracak güvenlik alanlarını oluşturmayı bildiler. Bu durum sadece bize özgü çabuk örgütlenme yeteneğimizle açıklanabilecek bir durum değildi. Müslüman olmanın eğitimsiz bir işçiye kazandırdığı özgüvenin, varoluş bilincinin pratik yansımasıydı.[1]
  • Türkiye’nin modernleşme ve çağdaşlaşma çabaları, yüz elli yılı aşkın süredir devam etmektedir. Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyu, Avrupa tarihinin parçası olmuş ve bugünkü Avrupa’nın oluşumunda önemli rol oynamıştır. Halkımız da, Atatürk öncülüğünde gerçekleştirilen cumhuriyet devrimlerinden bu yana, kendisini, bir Avrupalı olarak tanımlamaktadır. Bu nedenledir ki, Türkiye, Avrupa’nın hemen hemen bütün ekonomik, siyasî ve savunma örgütlerinde, hatta kurucu üye olarak yer almıştır. Türkiye’yi Avrupalı yapan, Avrupa’nın temsil ettiği değerleri, katılımcı demokrasiyi, çoğulculuğu, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, laikliği, düşünce ve vicdan özgürlüğünü benimsemesidir.[2]
  • Bugün Avrupa kültürü, Avrupa medeniyeti, Avrupa tarihine baktığınızda o tarih, kültür ve medeniyetin köklerinin bizim topraklarımızda olduğunu görürsünüz. İznik'ten Bergama'ya, Efes'ten Truva'ya kadar Avrupa'yı şekillendiren nice tarihi hadisenin bu topraklarda cereyan ettiğini görürsünüz. Avrupa kültüründe önemli yeri olan pek çok isim, Heredod gibi Homeros gibi Avrupa medeniyetinin mimarları bizim şu topraklarımızda yaşamış ve iz bırakmıştır. Bu örnekleri artırmak, çeşitlendirmek mümkün. Türkiye ile Avrupa'nın tarihi iç içe geçmiştir. Avrupa'nın tarihi bu topraklarda şekillenmişken burayı Avrupa sınırları dışında tutmak akla ve mantığa oduğu kadar tarihi gerçeklere de tamamen terstir.[3]
  • Avrupa çapında yükselen popülizm, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam düşmanlığı gibi akımlar, bizzat AB’nin temsil ettiği değerleri aşındırdı.[4]
  • Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve yabancı düşmanı akımlar, insanlık dışı fikirleriyle siyasi ve toplumsal hayatı adeta zehirliyor. Kimi popülist Avrupalı liderlerin de maalesef günü kurtarmak adına bu kesimlerin taleplerine boyun eğdiğini görüyoruz. Bir dönem ülkemizde kadınlara yönelik baskının meşrulaştırma aracı olarak kullanılan kamusal alan-özel alan ayrımı Batı ülkelerinde de giderek yaygınlaşıyor. 28 Şubat döneminde örneklerine sıkça rastladığımız argümanlar Avrupa'da da tedavüle sokulmaya başlandı.[5]
  • Yıllar boyu demokrasinin, insan haklarının ve özgürlüklerin beşiği olarak anılan Avrupa, bugün ne yazık ki farklılıklarıyla savaşan bir yapıya bürünmüştür.[6]
  • Türk tarihini nasıl Avrupa'sız okumak mümkün değilse, Avrupa tarihini de Türkiye'siz anlamak mümkün değildir. [7]
  • Avrupa, sizi kendi hamurunda yoğurmadan rahat etmez. Her gidişin bir bedeli var. Bu insanlar Batı dünyasını tanımadan iş gücü olarak gittiler. Biz de tanımıyoruz, şimdilerde yeni yeni tanıyoruz. Batı dünyasının konjonktürel olduğunu, menfaate göre iş yaptığını bilmeden orada yaşamaya başladılar. Gittiler orada güzel paralar kazandılar. Tutunmaya çalıştılar. Birtakım saldırılara da maruz kaldılar, kimilerinin evleri yakıldı. Çünkü modernist insan, egoist insandır. 'Ben' demezse modernist olamaz. Avrupa’ya çalışmak için giden ilk nesiller, 20-30 sene çok kötü işlerde çalıştı ve ondan sonraki nesiller eğitim aldı. Çok başarılıları da var ancak yine orada kabul edilmedi. Her eylemin bir bedeli var.[8]

KaynakçaDüzenle