Ana menüyü aç
  • Doğu Perinçek, 1980'lerin ikinci yarısından sonra Türkiye'de devrimci bir krizin olduğunu kanıtlamak için PKK'nın varlığına başvurdu. Bu yüzden PKK'nın gücünü abarttı ve göklere çıkardı. Sadece Maocu hareketin çöplüğünün horozu olarak kalmakla yetinmedi 'ben acaba daha büyük bir çöplüğün horozu olabilir miyim' diyerek Abdullah Öcalan'la ittifak aradı. Çok çok ihtiraslı. Çok mütehakkim, hep böyle iktidar peşinde, lider olmak peşinde koşan ve bunun için kendisine özel bir konum arayan bir insan düşünün. Bu insan 1969'dan 1980'lerin ikinci yarısına kadar bu özel konumunu Maoculuk olarak tanımlamış. Ancak bu ideolojiyle bir yerlere varamayacağını anlayınca yeni bir niş arıyor, bu da PKK. İşçi Partisi'yle PKK'nın bir ittifakını sağlayabilir miyim? PKK'nın gücünü bir şekilde kullanmaya, Abdullah Öcalan'ı kafalamaya çalıştı ama başaramadı.[1]
  • Gorbaçov, ilk defa bir adım attı. Sovyetler Birliği'ndeki rejimi eleştiriye tabi tuttu. Ben o dönemde reformcu Sovyet basınını çok dikkatli takip ettim. Sovyetler Birliği, demokratik bir sistem kurabilir diye gözüktü. Sonunda öyle olmadı tabii. Olamazmış. Onarılamazmış. Ben bu süre içerisinde bizim Maoculuk teorisinin gerçeklikle hiçbir ilişkisinin olmadığını anladım…
  • Siyaset belirsizlikler arasından bir yol bulup çeşitli olabilirliklerden arzu edilenine ulaşma çabasıdır.
  • Solculuk, komünistlik ve Maoculuk hayatım içerisinde kişisel olarak yaptığım çok fazla sayıda hıyarlık var. İşte onlara pişmanım. Teorik bakımdan çok militandım. Aydınlık hareketi içerisinde geçen şöyle böyle 20 yıl içerisinde teorik tartışmalarda, günlük hayatta, parti içinde, örgüt içinde insanlara yapmış olduğum, bireysel anlamda çok fazla kabalık, çok fazla hoyratlık var. İşte bunlardan dolayı pişmanım.[1]
  • Tony Judt, önemli bir tarihçi. Aynı yollardan geçmişiz ve sonrasında sosyal bir demokrat olmuş. 1990'lardan sonra Tony Judt okumaya başladım. Çok sevdiğim bir ve kendimi ruh ikizi olarak gördüğüm doğru ama fikirlerimi onun üzerine kurduğum yanlış ve saçma sapan!

Hakkında SöylenenlerDüzenle

  • Halil Berktay’ı kırk yıldır tanırım. 1970′in başından beri.(...)Her şey değişti, çok şey değişti. Hani şu köprüler ve sular hikâyesi. Mutlaka Halil Berktay da değişmiştir. Ancak Halil Berktay’da değişmeyen çok temel bir şey var: Aynı, güçlünün hegemonyasına sığınma güdüsü ve bununla bağlantılı olarak, aynı bilmiş, üstten hava, aynı ben bilirimcilik, aynı yanılmazlık kibiri, aynı kendine dönüp bakmama aymazlığı, aynı her dönemde doğruydum kendini bilmezliği, aynı akıl, vize ve not veren ton. - Gün Zileli [2]

KaynaklarDüzenle

Halil Berktay ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.