Marksizm

Alman filozof Marx'ın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım
  • Juche Marksizm-Leninizmin basit bir kalıtımı ya da gelişimi olarak görülmemelidir; yeni ve orijinal bir düşünce olarak görülmelidir… Marksizm-Leninizmin sadece dünya görüşü açısından değil sosyalizm ve komünizm teorisinde de sınırlılıkları var.[1]

Ender Helvacıoğlu

değiştir
  • Marx'ın kuramı henüz tarihteki yerini almış, miadını doldurmuş, artık esin kaynağı olmaktan çıkmış bir kuram değil. Hatta iddiamız o ki, Marksizm esas olarak geleceğin kuramıdır.[2]
  • Hepimiz şimdi Marksistiz.[3]
  • Sadece Marksistler devletin kuruyup gitmesini ister.[4]
  • Marks, Darwin'in evrim teorisinden etkilenerek felsefi bir natüralizm geliştirdiyse bile insanın benzersizliğini abartarak hayvanları içgüdülerine göre yaşayan ve düşünceleri olmayan kaba canlılar olarak basitleştirdi, oysa insanın emeği hem zekâ hem de hayal gücünün ürünüydü. Marks toplumsal evrimin biyolojik evrimden ürediğinin altını çizer ama hayvanlarla ilgili mekanist bakış açısı sonucunda, organik birlik ve gelişimsel sürekliliği ortaya koyan diyalektik model ortadan kalkarak yerini akıl sahibi olmayan vahşi hayvanlarla akıl sahibi insanlık arasında keskin bir kopmaya dayalı düalistik modele bırakmıştır. Hayvanlar, insan yaratıcılığının pasif piyonlarına indirgenir; farklı derecelerde kompleksite, öznellik ve “zekâ” sahibi aktif özneler olup, insan tarihi, kültürü ve kimliğini ortaklaşa inşacıları ve katılımcıları olmak yerine insan egemenliğinin nesneleri olarak görülürler.[5]
  • Ekoloji ve hayvan hakları perspektifinden bakıldığında Marksistler ve diğer sosyal radikaller aşırı derecede tutucu tavırlar sergilemiştir. Komünist Manifesto'da Marks ve Engels, hayvan refahçılarını küçük burjuva veya hayırseverler, fanatikler, naif reformistlerle aynı gerici kategoride değerlendirmişler ve böylece mesela ABD’deki hayvan refahı hareketinin kadınların politize olmasında önemli olduğunu anlayamamışlardır, kadınlar hayvanlara uygulanan zulmü azaltmaya uğraşırken onların bu mücadelesi erkek şiddetine karşı ve çocukların sömürülmesine karşı yürüttükleri mücadeleden ayrı bir şey değildi.[6]
  • 1844 Ekonomik ve Felsefi manüskriptlerde Karl Marks, insan hayatına doğacı bir bakış geliştirdi ama baskın Batı geleneği gibi insanlarla insan olmayan hayvanlar arasında keskin bir düalizm sergiledi, sadece insanların bilince ve kompleks bir sosyal dünyaya sahip olduğunu ileri sürdü. Hayvanların duygusal, sosyal, ve psikolojik karmaşık yapısını reddederek Marks aslında hayvanların üretici eylemlilik anlamında sadece anlık ve içgüdüsel bir bağ sergilerken insan emeğinin özgür irade ve zekayla ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Eğer Marksizm ve diğer Sol gelenekler gururla teorilerini bilime dayandırıyorlarsa, o zaman sosyal radikallerin o bilimin -özellikle de hayvan duyguları, düşünceleri ve iletişiminin karmaşıklığını çalışan kognitif etoloji disiplininin hayvanları bilinçten ve sosyal hayattan yoksun varlıklar olarak gören yanılgılarla dolu, gerici, türcü kavramlarını çevrelediğini idrak etmeleri gerekiyor.[6]
  • Marks’ın çevreci bir bilince sahip olup olmadığına dair bir sürü renkli tartışma devam ede dursun, onun türcü olduğu ve sosyal teori ve politikaları sakatlayan demode antroposentrik/İnsan merkezli paradigmaya sahip birisi olduğu kesindir. Sol türcülüğünün manzarası –çoğunlukla ilerici dergilerde, gazetelerde ve online sitelerdeki makalelerin azlığından bellidir, bu da hayvan hakları, hayvan sömürüsü meselelerini düşünmeyi reddetme şeklindeki bir kabalıktan kaynaklanıyor.[6]
  • Hiç şüphe yok ki bu pratik anemi Marksistin anemisine dönüşür; yani bizim, yirminci yüzyılın insanlarının, 'Bilgi'nin aşılmaz çerçevesi/ufku Marksizm olduğu ve bu marksizm bizim bireysel ve kolektif praksisimizi aydınlattığı sürece, o bizi kendi varoluşumuzda tanımlar.
  • Bir sürü Marksizm var. Tabii ki bunlardan bazıları oldukça yanlış. (...) Bir sürü Marksizmler var. Şimdi, Bir sürü Newtonculuklar da var. Yani, Newtonların, Einsteinların, Bohrların, Heisenberglerin her dediği doğru değil ki. Ama bazı söyledikleri doğru. Hala kullanıyoruz. Marks'ın da bazı söyledikleri doğru ve o yüzden Harvard'da ekonomi okursanız Marks okuturlar size. Yani Kapital'i okuturlar; çünkü ekonomi politiğe katkıları gerçekten bilimsel katkılar. Çok değerli katkılar. Yani Marks'ı bir kenara bir çırpıda kesip atmak, yani o bilimsel değil diye bir kenara atmak doğru değil.[7]
  • Ben Marksist değilim.
  • Toplumsal ve siyasal düşüncenin bu kuramı [Marksizm] bir kenara atılmıştır ama yok edilememiştir. Kendiliğinden gelen tepki ile değişiklikler kaçınılmazdır.
  • Marksizme etki ve nüfuzu sağlayan şey, hiç de Yahudi düşüncesinin gayretlerinin yazıyla ifade edilen ürünü değildir. Tam aksine, yıllar boyunca işçi kitlesini eline geçirmiş ve avucunun içine almış olan o şifahî propaganda dalgasıdır. Marksizmin kucağına düşmüş olan yüz bin Alman işçisinden yüz tanesi yoktur ki Karl Marx'ın bir eserini okumuş olsun. Karl Marx'ın eseri proleterler tarafından okunmamıştır. Aydınlar ve Yahudiler ise bu eseri bin kez okumuş ve incelemişlerdir.
  • Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi, bürokratik devletin kumandası altında oluşmuş bir sosyo-ekonomik formasyon, kapitalizmden komünizme geçiş dönemiyle hiçbir ilgisi olmayan ve tamamen kendine özgü karakteri temelinde irdelenmesi gereken bir fenomendir. İşçi sınıfının iktidarını bürokrasiye kaptırdığı, ya da zaten hiç iktidara gelmediği ve devletin daha baştan bürokratik tarzda kurulduğu ülkelerin tümünde, kapitalizmden komünizme geçiş döneminin temel koşulunun varlığından söz edebilmek olanaksızdır.[8]
  • İşçi demokrasisinin olmadığı koşullarda işçi devletinden, işçi devletinin olmadığı koşullarda da, geçiş döneminin varlığından söz etmek olanaksızdır. Demek ki, bu toplumlar «sosyalist» olarak tanımlanamayacağı gibi, bunların, «geçiş dönemini yaşayan toplumlar» olarak tanımlanması da mümkün değildir.[9]
  • İşçi sınıfının dünya görüşü olan Marksizm, Rusya’da işçi sınıfının iktidarına son veren Stalinizm eliyle tamamen çarpıtıldı ve bürokrasinin düzeni uzun yıllar boyunca «sosyalizm» olarak teorize edildi. Böylece gerçeklerin yerini yalan almış ve gerçek yaşamdaki olumsuzlukların üstü bir sis ve hayal perdesiyle örtülmüştü. Yıllarca sosyalizmin üstünlüğü olarak sunulan şey, işte bu hayal perdesi olmuştu. Ve şimdi tarihsel gerçekliğin sivri okları bu perdeyi paramparça etti. Bu yırtılış karşısında, olayın şokunu hâlâ atlatamayanlar, tüm dikkatlerini acı bile olsa gerçeğe çevirecekleri yerde, parçalanan hayal perdesine gözyaşı döküyorlar. Oysa bu devrimci bir tutum değildir. Dünyayı değiştirebilmek için, gerçeği, yalnızca gerçeği bilmeye ve somut gerçekler temelinde harekete geçmeye ihtiyacımız var. Unutmayalım ki, devrim için en yıkıcı olan şey yanılsamalardır, en yararlı olan şey ise içten ve açık gerçektir.[10]
  • Bolşevizm lugatından çıkarıyoruz; kapsamı genişletmeye çalışıyorum. On dokuzuncu yüzyılın sonu ve yirminci yüzyıl başında, Rusya'da sermaye sınıfında demokratik damarlar bulanlar vardı. Lenin, zaman zaman, kapitalistleri de robot olarak yazıyordu, içlerindeki reform damarları, Komünist Manifesto'nun kötü mirasıdır, kapitalistleri, mezarlarına yaklaştırdıklarını bilseler de, belli demokratik programlara mahkum ediyordu. Politik değillerdi, ekonomist burjuvazi resmediliyordu; bu birinci aşamadır. Belki narodnik savlardan etkilendiler ve belki gelişen mücadele eğitiyordu, bir adım geri attıklarını biliyoruz.
  • Politize olmuş sermaye sınıfını düşünememiş olmak, Marx ve Lenin düşüncesinin büyük zaafiyetidir. Burjuvazinin çocukluk çizgilerini, olgunluk dönemlerine ve hatta monopoli düzlemine uzatıyorlar. Zaaftır ve hatta hastalık ve şimdi, dünyanın her yanında "marksistler", marksizmin bu çocukluk hastalığının ilacını bulmaya çalışıyorlar. Biz de buradayız. Devam ediyorum, demokratik programlan ileri sürmeseler de, razı olacakları mekanizmalar olmalıdır; Komünist Manifesto'dan çekildiklerini görüyorduk. Geri adım, demek istiyorum. Amma çekilme itibaridir; ister yapacakları ve ister tolere edecekleri bir demokratik reformlar vardır. Bunları hedef saymaya, "minimalizm" diyoruz. Ekonomizm'den çıkmaktadır.
  • Marx olmadan olmaz. Onun mirası ve vasiyeti olmadan insanlığın bir geleceği olamaz.

Hakkında geçen diyaloglar

değiştir
Enver Aysever: "O zaman, dünya delirmiş durumda Marx'ın peşine düşerek."
Celal Şengör: "Evet. Maalesef, maalesef."[11]

Kaynakça

değiştir
  1. Kim Jong-il, “Sosyalizmin İdeolojik Kuruluşundaki Bazı Problemler Üzerine”, Kore İşçi Partisi Merkez Komitesinde yapılan 30 Mayıs 1990 tarihli konuşma.
  2. Bilim ve Gelecek dergisi, sayı: 107
  3. Ernest Belfort Bax, Zürih Kararları (1893)
  4. Ervand Abrahamian, "Modern İran Tarihi", İş Bankası Kültür Yayınları. s. 203.
  5. drstevebest.wordpress.com
  6. 6,0 6,1 6,2 drstevebest.org
  7. Bilimin İstismarı ve Bilim Düşmanlığı - Kerem Cankoçak 18:20. dk
  8. Elif Çağlı, Marksizmin Işığında, Tarih Bilinci Yay., 1. baskı, s.141
  9. Elif Çağlı, Marksizmin Işığında, Tarih Bilinci Yay., 1. baskı, s.142
  10. Elif Çağlı, Marksizmin Işığında, Tarih Bilinci Yay., 1. baskı, s.261
  11. Celal Şengör - Aykırı Sorular, CNN TÜRK, 29:18. dk
Marksizm ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den ulaşabilirsiniz.